Başbakan Gül'ün dün sunduğu hükümet programı, her paragrafına insanın "amin" diyeceği hayır duaları andırıyordu. 3 Kasım'da tüm sistem partilerini tasfiye eden seçmen tepkisini biriktiren ne kadar sebep varsa hepsine çözüm öngören bu program, başta güven duyulan bir hükümet varsa herkese umut ve heyecan verir.
AKP'nin görevi şimdi özellikle laiklik ve demokrasi konusunda tutarlı davranarak güven kazanmak, şüphe üreten gösterilerle gerginliklere sebebiyet vermemek, tek başına iktidara gelmenin sağladığı büyük avantajı heba etmemektir.
Cumartesi gazetelerinin sayfaları her hafta bakanlıklarda kılınan Cuma namazlarının haber ve fotoğrafları ile çıkmasın. Bu dinen günah olduğu gibi halka da saygısızlıktır.
İbadet Allah için yapılır.
Bu görev, iktidar değişikliğine bağlı bir gösteriye dönüşürse güven kaybolur.
Hem ayıp hem günah
İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, Cuma namazını bakanlıktaki mescitte kıldı.
Bakanla müsteşarın mescide gittiğini gören valiler, merkez valileri ve bürokratlar da üşüşünce cemaat bakanlığın merdivenlerine kadar taştı.
İktidar değişikliğine bağlı bu manzara şimdi, bu ibadetin Allah için yapıldığı iddiasına gölge düşürmüyor mu?
Bakan Cuma namazını bir camide kılsa daha doğru olmaz mı?
Aksu bunu yapmayarak belki bilmeden bakanlıktaki görevliler üstünde manevi bir baskı oluşturmuştur. İşini koruma kaygısı veya göze girerek yükselme arzusu, bir çok bürokratı etkilemiş olmalıdır.
Cuma'ya gitmeyenler veya camiye gitme alışkanlığında olanlar "bakanın gözüne girmek için" bakanlık mescidinde yer kapmak mecburiyetini duymuştur.
Allah da affetmez..
İçişleri Bakanı Aksu, insan onurunu zedeleyen böyle bir baskının öncüsü olmamalıdır.
Dindarlık bir insan için artı niteliktir. Ama çıkar amacıyla kirletilirse ve makamlar bu kıstaslara bakılarak dağıtilırsa yazık olur.
Bir bakanlıktaki yanlış uygulama, zayıf karakterli yöneticilerin göze girme çabaları ile devletin en uçtaki birimlerine kadar yayılır.
AKP halkın ibadet özgürlüğünü garanti etmek istiyorsa laikliğin değerini bilmeli ve devlet kurumlarını bu tür gösteri ve sömürülerden korumalıdır.
Tayyip Erdoğan'ın "Biz din merkezli bir parti değiliz. AKP İslâmî parti değildir" sözleri ve arkadaşlarının bu iddiaya zarar vermeyen dikkatlerine ne oldu?
AKP'ye oy vermemiş vatandaşların bile çoğu bu özenden etkilenerek AKP'nin iktidara gelişini "tedbirli bir iyimserlik"le karşılamıştı. Akıl ve insaf lazım..
Din eksenli ölçüsüzlüklerle bu krediyi ziyan edenleri halk affetmeyeceği gibi Allah da affetmez..
Cuma şovları..
Başbakan Gül'ün dün sunduğu hükümet programı, her paragrafına insanın "amin" diyeceği hayır duaları andırıyordu.
Haberin Devamı

