Bunca yıllık meslek deneyiminin bana öğrettiği gerçek şudur:
Siyasi iktidarlar, hele demokrasi geleneğinin yerleşmediği toplumlarda mutlaka başarılı olmalıdır.
Aksi takdirde devlet gücü başarısızlığı halktan saklamak için kullanılacağından tehlikeli maceralara kapı açabilir.
Bölücü terörün yarattığı toz duman, çözüm arayışlarına verimli bir ortam yaratmıyor. İktidar ve muhalefet kanatlarından gelen ezberlerin daha çok bağırarak tekrarına yarıyor; o kadar.
Halbuki tehlikeye müdahale etmek için zaman azalıyor. Ülkeyi yönetenlerin kendilerini ve halkı kandırmaktan vazgeçip bir an önce çarelere ulaşmaları gerekiyor.
Ülkenin kaderini elinde tutanların seyirciye oynamaktan vazgeçip çözümlerde birleştiklerini ne zaman göreceğiz?
Askerler bile aynı yanlışa düşebiliyor:
Genelkurmay dün, operasyonların ağırlıklı olarak yurt içinde, Çukurca bölgesinde yoğunlaştığı konusunda bir açıklama yayınladı dün.
Oysa bir gün önceki açıklamada, harekâtın sınır ötesine, Kuzey Irak’taki hedeflere öncelik tanıdığını düşündüren ifadeler yer almıştı.
Halkın öç alma duygusunu tatmin kaygısı değersizdir diyemeyiz ama şartlar, teselli amaçlı da olsa kandırma, saptırma çabalarına geçit vermiyor.
Meclis terör birleşimini çarşamba günü yapacak.
Bu toplantı da gizli yapılmalı, muhalefet merak ettiği ne varsa sormalı, iktidar tekelindeki gizli bilgileri (PKK ile yapılan müzakereler dâhil) paylaşmalı, fotoğraf tam olarak meydana çıkmalıdır.
Popülist kaygılar, seyirci baskısı, doğru bir yeni başlangıç yapma şansına zarar vermemelidir.
Şimdiye kadar yaşadığımız acıları, sorumluluk bilinci ile değerlendirmedik. “Halkın gazını almak” marifet sayıldı.
Gerçek tedbirleri erteleyen siyasetler de sonunda bizi Çukurca’ya götürdü işte!
Önümüze feci bir güvenlik çukuru açıldığını anlamak, bu tehdidin nasıl oluştuğunu görmek ve çaresini bulmak zorundayız.
Terör tehdidi altında çözüm konuşulamaz.
Operasyonlar, Başbakan’ın dediği gibi “netice alınana kadar” durmamalı, asker kışlasına kapanıp kalmamalı, meydanı PKK’ya
bırakma yanlışı asla tekrarlanmamalıdır!
Deniz Feneri davasının tutuklu sanıklarından altısı serbest bırakıldı.
Bildiğiniz gibi bu dava Almanya’da toplanan yardım paralarının Türkiye’deki bazı şirketlere yasa dışı yollardan transferiyle ilgili soruşturmaya dayanıyor.
Sanıkların iktidara yakın kişiler olması davayı muhalefetin öncelik taşıyan gündemi durumuna yükseltiyor.
Eski RTÜK Başkanı Akman ve arkadaşlarının tahliye kararı CHP üzerinde dün “ofsayttan gol yeme” duygusu yarattı.
Ülke teröre verdiği şehitlerin yasını tutarken bu tahliyelerin gerçekleşmesi, sanıklar için az rastlanır bir şanstır.
Zaten haberi öğrenen insanların çoğu, tahliyeleri “karambolda atılan gol, kullanılan fırsat” olarak değerlendirdi.
Hâkim doğru karar vermiş olsa bile bu kanaat değişmeyecektir. Çünkü dava siyasi etkilere baştan beri hep açık olmuştur.
Sanıklar 3 ay 10 gündür içerdeydi. Hâkim kararında “daha fazlası cezaya dönüşürdü” demiş.
Doğrudur.
Ama bu doğru neden her yerde geçerli değil?
Ankara’nın doğrusu Silivri’de geçmiyor;
nasıl iş?

