Kılıçdaroğlu “Başbakan türban sorununun çözülmesini istemez çünkü nemalanıyorlar” dedi ya, bu söze mim koymak lâzım..
Çünkü şüphe yersiz olsaydı, CHP lideri “türban sorununu biz çözeriz” dediğinde iktidar korosu “Nasıl çözersin, söyle de görelim” sıkıştırmasına heves etmez, sükûnet içinde ortak bir çalışma zemini kurulması için derhal düğmeye basılırdı.
Ortada yıllardır sömürülen bir dini simge var;
siyasetçilerin sorumsuzluğu yüzünden ülke zarar görmüş, toplum bölünmüş, radikal İslâm, laik cumhuriyet aleyhine devlet içinde güçlenmiştir.
CHP’nin “çözelim” hamlesi, siyaseti türbana bağlı sömürünün ipoteğinden kurtarmaya yönelik bir iyi niyet beyanıdır.
Yoksa üniversitede türbanı serbest bırakacak formül bulunmuş, hazır değil...
Üstelik çözüm yolunda yığınla engel var. Yüksek mahkemelerin onlarca yasağı ve o yasakları haklı bularak onaylayan AİHM kararları...
Yürürlükteki hukukun üstüne taban tabana zıt hükümler inşa etmek son zamanlarda moda oldu.
Yargıyı itibarsızlaştıranlar, bu fırsattan yararlanarak her türlü keyfi işlemlerine meşruiyet sağlayacaklarını sanıyorlar.
Koca koca rektörler Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarını üniversitelerinde uygulamadıklarını, üstelik takdir bekleyerek ilân etmekten sıkılmıyorlar.
Sanki adalet sarayında yangın çıktı, fırsatçılar yağmalıyor!..
Kılıçdaroğlu’nun çözüm niyetini hemen işbirliği zeminine taşıyacak yerde siyasi tartışma konusu yapan AKP acaba neyin peşinde?
CHP çözümün parçası olmasın mı istiyorlar?
Yoksa türban sömürüsünün rantından vazgeçemiyorlar mı?
Kılıçdaroğlu dün CHP’nin çözüm işbirliğine açık olduğunu tekrar belli etti.
Pozisyonlarını şöyle tarif etti:
“CHP üniversitede türbana karşı değil ancak sınırlarının belirlenmesini istiyor.”
CHP’nin Abant toplantısında milletvekilleri, vebal yükleyecek bir hataya meydan vermemek için haklı olarak güvence talep ediyorlar.
Türban yasağının üniversitelerden sonra ortaöğretim, hatta ilköğretimde kaldırılmayacağından, kamu kurumlarında başörtüsünün serbest bırakılmayacağından emin olmayı istemek hepsinin hakkıdır.
AKP gerçekten samimi ise çözümü üniversiteleri oldu-bittilere teşvik ederek zorlamamalı, CHP ile işbirliği yaparak hukuk içinde bir yol bulmaya çalışmalıdır.
Yasak nasılsa fiilen kalkmış durumda diye düşünüp uzlaşmadan uzak durmak tarihi bir fırsatı tepmek olur.
Bu fırsat heba edilmemeli!
Tek gören o!
Demokrasi, özgürlük filan dendiği zaman siyasetçiler mangalda kül bırakmıyor.
Ama aynı zihniyetin yönettiği üniversitelerde isteğini, özlemini biraz sesini yükselterek ifade eden gençler, Cumhurbaşkanı’na, Başbakan’a saygısızlık etmiş sayılarak karga tulumba götürülüyor.
Güvenlik görevlileri kadın, kız bile dinlemiyor; saçlarından tuttuğu gibi sürüklüyor.
Dünkü Hürriyet’te bu ayıplı çelişkiye iktidar partisi içinde tek itirazın görme engelli milletvekili Lokman Ayva’dan geldiği yazıyordu.
Durumu tuhaf bulanlar çıkabilir ama Türkiye şartlarında normal olan budur.
İnsanları gördükleri şeyler korkutur daha çok. Lokman Ayva görmediği için kimse onun gözünü korkutamamış!
Devlet büyüklerini uyarma hakkını kullanmaya cesaret edebilen insanların iktidar milletvekilleri arasında bile “engelli”lere inecek kadar daralması, ciddi bir özgürlük sorunu yaşadığımızı gösteriyor.
Yoksa siz görmüyor musunuz?
Çözümün şartı
Haberin Devamı

