Adı “Çözüm Süreci Tasarısı” diye kısaltılan kanun çıktı.
Terörle mücadele çabalarını etkinleştirmek için uzun zamandır gerekliliği savunulan yasal zemine Çözüm Süreci kavuşturulmuş oldu.
Kanun Bakanlar Kurulu’nu yetkili kılıyor.
Hükümet terör örgütü mensuplarının silâh bırakması, eve dönüşleri konusunda ve hayata katılımlarını kolaylaştırmak için gereken tedbirleri alacak.
En önemlisi “bu görevleri yapanların hukuki, idari ve cezai sorumlulukları olmayacak..”
Türkiye bir kanun devletidir; dilerim ki hukuk devleti kalitesi kazandığını çocuklarımız görür..
Burası, benzer bir korumayı yüzde 90’ın üstünde kabul oyu ile garanti etmiş anayasayı değiştiren bir ülkedir.
Darbeci general, 90 yaşını aştığına, idrakini yitirdiğine bakılmadan en ağır cezaya mahkûm edilmiştir.
Tarihi, kritik günler
Şunu demek istiyorum: Yasadaki bağışıklık garanti hükmü değildir.
İcracılar güç ve güvenceyi yasadan değil, yaptıkları işin önemine besledikleri inançtan alacaklardır.
Yasanın kabulü çözüm çabalarına taraf olan siyasetçi ve bürokratlar arasında memnuniyet yarattı.
Bir yandan da işin zorluğunun asıl önümüzdeki aşamalarda artacağını düşündüren ikazlar kulislerde yankılanmaya başladı.
HDP’nin cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş kendi tabanını uyarıyor.
“Çözüm aşamasına geldik. Tarihi kritik günler yaşıyoruz. Bu dönemde geri adım atan kaybeder. Tereddüt içine girmek bile kaybettirir.”
Sonra Kürt vatandaşların yaptıklarını düşündüğü seçime tercüman oluyor:
Silâh bırakma zamanı
“Kürt vatandaşlarımızın çoğunluğu ‘Türkiye’de yaşamak istiyorum. Ayrı devlet istemiyorum. Bölücülük istemiyorum. Vatanım Türkiye’dir’ diye bas bas bağırıyor.”
Gerçekten de son yıllardaki kazanımlar Türkiye’deki Kürt yurttaşları, bölge ülkelerindeki eşitlerinden daha ileri taşımıştır.
Bunu görmeyen ayrılıkçılığın varacağı yer Kürt adıyla dünyanın en kalabalık azınlığını yaratmak olabilir.
Sürece bu aşamada zarar verecek en önemli tehdit, toplumda katillerin korunacağı yolunda şüpheler uyandırmaktır.
Bu ihlâli iki gün önce PKK yöneticilerinden Cemil Bayık yaptı.
“Kürdistan halkı özgür olmadan kim silâh bırakacağımızı sanıyorsa o hayal görüyordur. Kimse hayale kapılmasın” dedi.
Çözüm yasasının ilk yararını görme fırsatıdır:
“Adamlarına hakim olması için” Öcalan şimdi yasal şekilde ikna edilebilir!

