Türkiye bir çelişkiler lunaparkına benziyor. Çoğu zaman korkutucu ama eğlendirdiği de oluyor...
Meselâ dün laiklik ilkesinin Anayasa’ya girişinin 72’nci yıldönümü idi.
Laikliğin havai fişeklerle kutlanacağını beklemiyorduk.
Ne de olsa ülkenin yönetimi henüz birkaç ay önce laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu gerekçesiyle mahkûm edilmiş bir partinin ellerinde...
Anayasa Mahkemesi bu mahkûmiyet kararını burun farkı ile değil 1’e karşı 10 üyenin oyu ile oluşturmuştur.
Ama buna rağmen korkmaya gerek yok. Çünkü laikliğe “iyi ki doğdun” anlamında kutlama söylev ve eylemleri, laikliğe karşıtlıktan hükümlü partinin başı olan Başbakan’dan da gelmiştir, oy için kara çarşafa sarılıp son olarak Kuran kursları açmaya heveslenen CHP’den de...
Keşke bu haberlerin uyandırdığı tebessümler, güven duygusunun verdiği mutluluktan doğuyor olsaydı. Yazık ki değil; ağlanacak halimize gülüyoruz; o kadar!
Başbakan adına dün yayınlanan mesajda millet olarak sorumluluğumuzun “laikliği ayrıştırıcı değil, birleştirici bir ilke olarak gelecek nesillere taşımak” olduğu ifade edildi.
Sessiz ve derinden
Devamlı olarak “Laikliği yeniden tarif edelim” diyen AKP inadından vazgeçti mi ki birleşebilelim? Hayır...
Başbakan “Biz laikliği nasıl anlıyorsak birleşme orada olacak” demek istiyor.
Halbuki Anayasa Mahkemesi hükmünden sonra AKP’nin laiklik üstüne ahkâm kesme hakkı kalmamıştır. Akıl verme yeterliliğine ve temizliğine sahip değildir bu konuda.
Laikliği gündelik tartışmaların üstünde (yani dışında) tutmalıymışız..
Evet bunu istiyor çünkü laikliği kendi tarifine göre uygulayacak zihniyette insanlarla devlet kadrolarını doldurmuştur. Operasyon neredeyse bitmiştir.
O yüzden artık tartışma gürültü istemiyorlar.
Çünkü değişim ve dönüşüm sessiz ve derinden ilerliyor!
AKP’nin istediği anayasayı yazan Prof. Ergun Özbudun “Atatürk Araştırma Merkezi”nin çıkardığı 1999 yılı basımı “Din ve Laiklik” kitabına verdiği makalede şöyle demiş:
Özbudun öğretsin!
“Laiklik, Türk inkılâbının temel hedefi olan çağdaşlaşmanın vazgeçilmez şartıdır. Laiklik olmadan ne akılcı yaklaşımın varlığından söz edilebilir ne de çağdaşlaşma hedefine ulaşılabilmesi mümkün olur. Çağdaş toplum laik toplumdur!”
Özbudun o yazıda görkemli Osmanlı İmparatorluğu’nu batıran sebebin din kuralarına bağlı devlet olduğunu belirtmiş.
Tekke ve zaviyelerin kapatılmasını, tarikatların lağvolunmasını ibadet hürriyetine aykırı görmemek gerektiğini savunmuş.
Özbudun herhalde fikrini değiştirmemiştir. Ama iktidarla iletişimi olan bir bilim adamı olarak bu görüşlerinden AKP’yi yararlandırması görevidir.
Çünkü Tayyip Erdoğan laiklik ilkesini sıradanlaştırma inadından vazgeçmiyor. Dünkü mesajında yine laikliği “cumhuriyetin birbirini tamamlayan temel niteliklerinden biri” olarak saymıştır.
Laiklik zedelendiği zaman geride hiçbir şey kalmayacağı gerçeğini gizlemiştir!
Coşkusuz yaş günü
Haberin Devamı

