Kriz yönetmekte iktidarın hiç başarılı olmadığını üzülerek izliyoruz.
Baksanıza, teröristleri koyunlarında besleyen irili ufaklı muhataplarımız bile yavuz hırsız örneği bize kusur yöneltebiliyor, kendi sorumluluklarını gözlerden kaçırabiliyorlar.
Çünkü Türkiye terörün hamilerini resmen itham etmiştir ama kararlılığını tam gösterememiştir.
Gösterse, 70 milyonluk bir milletin öfkeyle ayağa kalktığı dönemde bir aşiret reisi böyle küstahlık yapamazdı!
Barzani Türkiye’nin kendisini muhatap almamasından gocunuyor. Sahibi olduğunu söylediği topraklarda PKK’nın varlığına katlanan bir yönetim meşru muhatap sayılmayı nasıl isteyebilir?
Kozları kullanmak
Başbakan dün 5 Kasım’da buluşacağı ABD Başkanı Bush’a gereken her şeyi söyleyeceğini tekrarladı.
Bunu yapabilecek kozlara fazlasıyla sahiptir. Çünkü Türkiye’nin diplomatik kanalları sonuna kadar zorladığını kimse inkâr edemez.
Başbakan Türkiye’nin artık “kendi göbeğini kendi kesme noktasına geldiğini” belirttikten sonra PKK terörünün herkes için samimiyet testi olacağını söyledi.
Kriz yönetmek iyi yetişmiş devlet adamları ister. Başbakan konuşurken tutarlı bir bütünlük içinde olamıyor.
Arkasında bin yıllık devlet geleneği var. “Yeterli danışmanlık alamıyorum” diyemez. Büyük ihtimalle dar çevresindeki adamlarla yürümeyi tercih ediyor ve eksikli kalıyor.
Casus gerekmez
Dünkü konuşması çelişkiler taşıyordu. Bir yerde eyleme geçme noktasına geldiğimizi anlatıyor, hemen sonra “İktidar sorumluluğu hamaset, acelecilik ve dar görüşlülük kaldırmaz” diyordu.
Elbette hedefimiz, komşuda beslenen ihanetin asker kullanmaya gerek kalmadan yok edilmesidir. Bu sınavı biz bebek katili Suriye’de beslenirken yaşamış ve başarmıştık.
Aynı sonucu elde edebilmek, o zamanki kararlılığın şimdi de gösterilmesine bağlı değil mi?
Öyle ama Başbakan konuşmanın başında bu kararlılığı yansıttığı halde sonraki sözleriyle şüpheli bir durum yaratıyor.
Türkiye’nin gerçek niyeti ne?
Düşmanın elde etmek için çırpındığı bilgi budur. Ama biz gizlilik silâhının gücünü kullanamıyoruz. Düşmanların bizim için casus beslemesine gerek yok!
AKP’nin eğitim amaçlı bir belgesinde “Türkiye Kuzey Irak’a girecek mi?” sorusu, Başbakan’ın en yakın danışmanı olan Egemen Bağış tarafından bakın nasıl cevaplanmış:
“Halkımız son zamanlarda verdiğimiz şehitlerden sonra duygusal bir hava içine girdi(...) Bu aşamada bunu (sınır ötesi operasyon) öncelikli görmüyoruz.”
İnanılır gaf değildir bu.
İyi tarafından alırsak... Muhataplarımız, operasyonun baskın etkisini artırmak amacıyla Türkiye’nin rehavet yaratma taktiği uyguladığından şüphe edebilirler.
Bin yıllık bir devlet geleneğine bu büyüklükte bir gafı yakıştırmazlar. İnşallah yakıştırmazlar!
Çorba gibi diplomasi
Haberin Devamı

