Çöl olacağız!

Havadan çekilen İstanbul fotoğrafları, akciğer kanserine yakalanmış hastaların röntgen filmlerine benziyor

Haberin Devamı

Havadan çekilen İstanbul fotoğrafları, akciğer kanserine yakalanmış hastaların röntgen filmlerine benziyor.

Eskiden kanunsuzluklar, çalınan minareler ölçeğinde yürürdü. Şimdi moda, çalınan minarelere değil, kesilen ağaçlara kılıf üretmek. Bu cılk imalâtta başdöndürücü, utanç verici bir hız yaşanıyor.

Türkiye’ye kendi özel şartlarına cevap verecek orman bakanları lâzım. Rahmetli oldu; Manisa Tarzanı gibi insanlar. Öyle ki orman tecavüzcülerini gördüğü anda dünyayı ayağa kaldıracak.

Bizim Orman Bakanı Pepe de Tarzan gibi bağırdı ama o Tarzan olmadığı için onunki alârm olmadı, salâ gibi oldu. Ancak katledilen ormanların cenazesine yetişebildik...

Beykoz üstünde Acarlar’ın işlediği cinayetlerin öfkesiyle köpürürken öbür yakada, Kemerburgaz’da başka bir doğa cinayeti soruşturmasının haberi geldi:

Kemer Country’yi yapan şirket, turistik tesis kuracağı taahhüdü ile Göktürk’te 206 hektarlık ormanı devletten 49 yıllığına kiralamış, fakat 14 yıl geçtiği halde taahhüdünü yerine getirmemişti.

“Pardon” deyip sağlam olarak geri mi veriyordu ormanı?

Hayır.. Orman Bakanlığı “Sizin bu işi bitireceğiniz yok” deyip geri alma işlemine başlarken Kemer’ciler Turizm Bakanı ile belediyeden işi bitirip “turistik tesis yapıyoruz” dedikleri yerlere villa inşa edip satmışlardı.

Savcılık 1,5 yıl süren soruşturma ardından sorumluları tespit etti, dava iki aya kadar açılacak. Ama kesilen ağaçlar kesildikleriyle kalacak.

Orman yağmacılarından daha hızlı bir savunma mekanizması yaratamazsak Türkiye birkaç yıl içinde çöl olacak!

Vicdan grafiği
Çalışan bir emekli, ücretinin yüzde 7,5’i oranında Sosyal Güvenlik Destekleme Primi öderdi.

Yılbaşından sonra bir kat fazla ödeyecek. Bin lira brüt ücret alan emeklinin eline 65 YTL daha az para geçecek.

Emekli aylığı ile geçinemediği için bağımsız iş kuran insanlar eskiden prim ödemezlerdi. Şimdi onlar da kazançlarının yüzde 33,5’i oranında prim ödeyecekler. Yani yorgun bedenleri, kimseye muhtaç olmadan yaşamanın yükünü kaldırmaya uğraşırken devlet de sırtlarına binecek.

Devlet “zarar bile etseniz, asgari ücret kazancının primini ödeyeceksiniz” diyor.

Bu kanunun seyir defteri, Türkiye’deki siyaset ahlâkının vicdansızlık batağına dimdik saplanışını temsil ediyor. Neden mi?

Bu kanunu çoğu emeklilikten ikinci maaş alan milletvekilleri çıkardılar ve emekli çalışanlar için getirdikleri prim ödeme mecburiyetinden kendilerini muaf tuttular.

İzledikleri politikanın mesajı iğrenç bir egoizm taşıyor: “Ey emekli vatandaş, sen çalışma. Emekli kahvesinde, parkta pinekle, ölümü bekle. Çocuğun varsa ona dilen, yoksa Allah yardımcın olsun. Bize de afiyet olsun.”

Bir süredir merak ediyordum: “Niye Adalet ve Kalkınma Partisi demiyorlar da AK Parti diyorlar?”

Şimdi anlaşılıyor: Adalet demenin yalan, yalanın da günah olduğunu biliyorlar.

Ne de olsa inançlı adamlar bunlar!

DİĞER YENİ YAZILAR