Türkiye'nin nüfusu beş yılda yüzde 6,3 artarak 72 milyona ulaşmış. Korkunç!
Hızlı nüfus artışına ülkenin kaynaklan yetmediği için büyük çapta bir göç hareketi yaşanıyor. Ekonomisi gelişmemiş, istihdam olanakları yetersiz olan illerin işsiz ve çaresiz insanları seller gibi büyük kentlere akıyor.
Çare mi bu? Hayır..
Çünkü gittikleri yerin imkânları zaten oradaki yerleşik nüfusa yetmiyor. Göç ekonomik ve sosyal dengeleri daha da bozuyor.
Başımıza gelen her kötü olayın ardından oturur sebep arar ve yığınla gerekçe buluruz. Oysa tüm olumsuzlukların tek kaynak sebebi, kontrol etmeyi bir türlü öğrenemediğimiz hızlı nüfus artışıdır.
Doğurganlığını kontrol altına almadan refaha ulaşmış bir tek ülke yoktur dünyada. Türkiye'nin bir istisna yaratması da mümkün olmayacaktır.
Bizim meselemiz kaliteli insan oranını hızla çoğaltmaktır. Nüfus artışını imkânlarımıza uyumlu hale getirmedikçe bunu yapamayız.
Bilinçli bir anne babanın sorumluluk duygusundan nasibini almamış, yani hasretle istenmeden dünyaya getirilmiş bir çocuktan kaliteli insan yetiştirilemez. Bunu öğreninceye kadar yoksul kalacağız ve gelişmiş ülkeler tarafından horlanacağız.
Dün ÖSS sonuçlan açıklandı. En az 11 yıl okutup meslek bile veremediğimiz bir milyonu aşkın gencimizi bu yıl da üniversite kapısından çevirip işsizler ordusuna kattık. Daha ne kadar işleyeceğiz bu günahı?
En büyük istikrar, yerine, yurduna oturmuş bir nüfustur. Türkiye sürekli hareket halinde. Çağdaş insanlar üremeden sevişiyor. Bizim çoğunluğumuz sevişmeden ürüyor ve sonra büyük kentlere üşüşüyor.
İktidarın bu konuda ne düşündüğünü merak ediyorum. Merakım ne yazık ki kaygı yüklüdür. Çünkü Tayyip Erdoğan 2002 şubatında AKP'nin Sultanbeyli ilçe binasını açarken şunu demişti:
"Bu millete 'çoğalmayın' tavsiyesi adeta bir ihaneti vataniye, adeta bu milleti azaltarak tarihten, dünyadan silme projesidir. 'Nüfus olmazsa ekonomik sorun olmaz' diyorlar. Bu milletin çoğalması lâzım. Biz böyle düşünüyoruz. Sakın ha, Allah ne verdiyse!"
Aslında Allah'ın insana verdiği en büyük ayrıcalık akıl ve sorumluluktur.
Başbakan'ın çoğalma konusundaki fikirleri geçirdiği değişimden payını almış mıdır acaba?
Almadıysa halimiz yamandır..
Seçim usulü yanlış
Anayasa Mahkemesi, kırk tur oldu hâlâ başkanını seçemiyor.
Bu durum kamuoyunda olumsuz duyguların, çeşitli şüphelerin oluşmasına yol açıyor. Üyelerinin 40 turda başkanlığa lâyık biri üstünde anlaşmaya varamamaları, kolay açıklanabilecek bir mesele değildir.
Yüce mahkemedeki boş üyelikler Cumhurbaşkanı'nın atamaları ile dolmuştur nihayet. Anayasa Mahkemesi önümüzdeki birleşiminde bu sorunu çözmelidir.
Ama yaşanan tecrübe, seçim usulünün yanlışlığını göstermiştir. Seçim ucu açık bir süreç olmaktan çıkarılmalıdır.
Meselâ 5 tur tüm adaylar yansır, sonraki 3 tur en çok oy alan üç aday arasında yapılır, yeterli oyu alan yine çıkmamışsa son tur iki aday arasında geçer ve iş biter.
Post kavgası görüntüsü özellikle yargı kurumlarından uzak durmalı..
Çoğalarak tükenmek
Türkiye'nin nüfusu beş yılda yüzde 6,3 artarak 72 milyona ulaşmış. Korkunç!
Haberin Devamı

