Meclis 84 yıl önce vatan işgal altındayken kuruldu. Gücünü milli egemenlikten alan bu meclisle Kurtuluş Savaşı kazanıldı.
O büyük adımı Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak kutluyoruz.
Türkiye'yi bugün İslâm dünyasının en seçkin ve örnek ülkesi durumuna getiren yaratıcılığın kaynağını unutmayalım. Bakın İsmet İnönü o dahiyane başlangıcı nasıl anlatmıştı:
"Milli Mücadele'nin askeri idaresi kadar siyasi idaresi de nazikti. Atatürk siyasi safhanın idaresinde de aynı derece maharetli, daha maharetli olmuştur. Mesela Milli Mücadele'nin bir Millet Meclisi kurularak onunla beraber yürütülmesi güç, fakat harikulade isabetli bir karar olmuştur.. Askeri sahada, idari sahada, iç ve dış siyaset safhasında bu harikulade bir buluştur. Emsali de yok gibidir."
Millet egemenliğinin meclisle temsil edilmesi fikri daha en başta demokrasi idealine dayanır.
Asıl sorun eğitim
23 Nisan niçin aynı zamanda çocukların da bayramıdır?
Çünkü Atatürk, çağdaş uygarlığa giden yolun, yeni nesilleri aydınlatarak, bilgi ile donatarak, çağdaş eğitimi kitlelere yayarak katedilebileceğini görmüştür.
Tek partili sistemden savaş ve ihtilâl gibi yıkımlara uğramadan çoğulcu demokrasiye geçebilen ve şu anda AB kalitelerine ulaşmanın çabasını harcayan Türkiye, bütün zorluklarına rağmen iyi bir geleceği hak ediyor.
Fakat hedefe ilerlememizi hızlandıracak "fikri hür, vicdanı hür" kuşaklar yetiştirmekte ne kadar başarılı olacağız? Asıl sorun budur.
Çünkü işbaşındaki iktidarın laik eğitimle, "eğitim birliği" ile sorunu vardır. Hayat, yanılgılarını gözlerine soktuğu halde saplantılarını aşmakta zorluk çekiyorlar.
Pişmanlık ve inat
Başbakan Erdoğan bir itirafta bulundu:
"Yıllarca 'Biz geldiğimizde faizi kaldıracağız' diyen anlayışlar vardı ülkemizde. Peki buna aklımız yatıyor muydu? O zaman maalesef aklanarak yatıyordu. Ama dünyanın gerçeği bu değilmiş.."
Bir siyasi lider faiz gibi temel bir gerçeğin varlığını başbakan olunca mı görür? Başbakan olmasaydı hâlâ "faiz haram" mı diyecekti?
Böyle ilkellik olur mu?
Eğer çağdaş eğitimin olmazsa olmaz şartı "tevhid-i tedrisat'tan yani eğitim birliğinden nasibini alamamışsa olur!
Başbakan yüksek öğrenimini İTİA'da yapmış, ekonomi ve ticaret okumuştur ama temel eğitimini imam-hatip okulunda almıştır. Ve aldığı dini eğitim, üstüne konulan çağdaş bilimin gerçeklerini kabul etmemiştir!
Ama bakıyoruz, kişisel deneyiminin ortaya çıkardığı bu acı gerçeğe rağmen hâlâ imam hatip okullarını dini bir meslek okulu olmaktan çıkarıp üniversiteye öğrenci hazırlayan alternatif bir kaynak yapmak için uğraşıyor.
Bu yanılgısını fark etmekte umarız faiz meselesindeki kadar gecikmez.
Yazık çocuklara!
Çocuklarımız harcanmasın
Meclis 84 yıl önce vatan işgal altındayken kuruldu. Gücünü milli egemenlikten alan bu meclisle Kurtuluş Savaşı kazanıldı
Haberin Devamı

