Önceki gece Şanlıurfa protokolu, partililer ve halktan bir kalabalık Başbakan’ı bekliyordu havaalanında.
Gecenin ayazında belediye başkanı, bir grup çocuğun soğuktan titrediğini fark edip minibüse bindirilmelerini emretti.
Bir saat sonra beklenen uçak geldi, Başbakan indi, VIP salonuna girdi, içeri alınan çocuklar çiçeklerini verdi, tek tek Başbakan tarafından öpüldü ve evlerine gönderildi.
Buna bizim memlekette “hoş bir jest” diyorlar.
Benzemeyi hayal ettiğimiz Batı toplumlarında ise “hoşt” diyorlar!
Çünkü oralarda hiçbir muhtar veya kamu yöneticisi, Başbakan’ın takdirini kazanacak bir şükran gösterisi uğruna çocukları gece evlerinden alıp soğukta titretemez, geceyarısına kadar onları neye yaradığını bilmedikleri bir amaç için kullanamaz.
Çocuklara duyarlılığı ile tanınan filozof Halil Cibran, yetişkinleri çocuklar adına şöyle uyarıyor:
“Sizlerin yanındadırlar ama (onlar) sizlerin malı değildirler.
Kendinizi onlara benzetmeye çalışabilirsiniz ama onları kendinize benzetmeye kalkışmayın hiç!”
Bu uyarının, 9 milyon çocuğun yoksulluk sınırı altındaki ailelerle yaşadığı ve 500 bin sokak çocuğunun bulunduğu bir ülkede ne işe yarayacağını bilemiyoruz.
Hele o ülkenin Başbakanı, cemaatini genişletmekten başka derdi olmayan şeyhler gibi “Allah ne verdiyse çoğalın” diyecek kadar çağdaş sorumluluktan habersiz davranıyor ise.
Çocukları sevgi ile koruyan kararları nedeniyle Batılı toplumlara gıpta ile bakmaktan utanmalıyız.
Açığı kapatmanın en verimli yolu oralardaki koruyucu kararları taklit etmekten gocunmamaktır.
Bir de Başbakan’ın “Beni karşılayan kalabalıklar arasında çocuk görmek istemiyorum” diye samimi gerçek bir talimat yayınlaması!
Olgunluk!
Milli Eğitim Şûrası’nın gündeminde en az zaman ayrılan sorun imam hatip liseleri olmuş.
Bakan Çelik dün böyle söyledi.
Peki gazetelerin manşetleri neyin nesi?
O haberleri, imam hatipleri istismar eden medya kuruluşları üretiyormuş!
İmam hatipleri asıl istismar edenin kimler olduğuna Allah şahittir.
AKP’nin ve siyasetin doğasını bilen herkes bu Şûra’nın önümüzdeki yıl yapılacak genel seçimler düşünülerek örgütlendiğini hemen anladı.
Çünkü genel liselerle meslek liselerinde 3 milyonu aşkın genç okuyor ama Şûra 108 bin imam hatipliye çalıştı.
Sonuçta imam hatibi bitiren çocukların üniversiteye girişte öbürleriyle eşit şansa sahip olmalarını sağlayacak formül “olgunluk sınavı” ile yaratıldı.
Şimdi oyuna getirilen eğitimciler “yanıltıldık, kandırıldık” diye bağırıyorlar ama boşuna. AKP’nin seçim oyunu başarıldı. Seçime giderken “İmam hatiplerin önünü açtık. Yeni iktidar dönemimizin ilk icraatı bu olacak” diyecekler.
Keşke seçime girecek partiler için de bir “siyasi olgunluk sınavı” mecburiyeti olabilse!

