Seçime altı ay bile kalmadı; nelerle uğraştığımıza bakar mısınız?
TV’deki Kanuni dizisi, Kars’taki heykel krizi, anlamı ve amacı saptırılan içki meselesi... Tabii demirbaş sömürü türban eşliğinde.
Neymiş; tarihi kişilerin mahremiyetine hassasiyet gösterilmiyormuş.
Bu tartışma, vatandaşları en yaygın biçimde izlenip gözlenen ve adı “Telekulak Cumhuriyeti”ne çıkan bir ülkede yapılıyor. Hem acıklı hem komik.
Başka mesele kalmamış gibi Başbakan Kars’taki heykelle uğraşıyor.
“Ucube” sözünden doğacak ayıba karşı fedailik yaparak inkârın ateşine kendini atan Kültür Bakanı’nı anında harcıyor.
Gelelim içki meselesine; gerçekten herkes aksırıncaya, tıksırıncaya kadar içiyor mu?
Hayır ama Başbakan öyle görüyor.
Tüm bu tartışmaların derininde dini duyguların istismarı yoluyla siyasi kazanç sağlama hesabı vardır.
O nedenle hiçbir çağdaş insanın iktidar tezlerine hak vermesi mümkün olamaz. Ama muhafazakâr oy depolarına bu yolla kolay ulaşılacağı için iktidar, seçime televole şovları ile gitmekte yarar görecektir.
Başbakan bu cadı kazanlarının altını sürekli harlı tutmaya çalışacaktır.
Yemin niye kısaldı?
Gündem yaratıcıların attığı sis bombaları gerçek sorunları örtmemeli.
Şu anda olan budur.
Gerçek gündem ve dürüst tartışma AKP’nin seçimi kaybetmesini kolaylaşır filân demiyorum.
Önemli olan seçim kampanyasından geriye işe yarar fikirlerin ve doğru projelerin kalmasıdır.
Bu tartışmalar arasında AKP yanlış adımlar atmaktan kendini koruyacak taahhütler vermeye millet önünde mecbur duruma düşerse fena mı olur?
Anayasa Mahkemesi’nin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun Tasarısı Meclis’e sunuldu. Orada mahkeme üyelerinin göreve başlarken etmek zorunda oldukları bir yemin var.
Eski AYM Genel Sekreteri ve eski YÖK üyesi Bülent Serim, yeni ve eski yemin metinları arasındaki derin anlam ve yaklaşım farkı bulunduğuna dikkatleri çekmek istedi. (Oda TV’deki yazısı)
Yazık ki uyarısı, eğlenceli ve heyecanlı gündemimizde yer bulamadı.
Eski, daha doğrusu yürürlükteki yemin metni “Türk Milleti tarafından demokrasiye aşık Türk evlâtlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunan Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını koruyacağıma...” diye başlıyor.
Yenisinde ise yemin metnine doğrudan “Türkiye Cumhuriyeti Anayasısını koruyacağıma...” diye giriliyor.
Nelerden vazgeçiyoruz?
Sıfır noktasında, yani ortada hiçbir uygulama yokken seç diye önüme konulsa belki yeni yemin metnini tercih ederim.
Çünkü yürürlükteki yemin, milliyetçi yoğunluğu aşırı görülebilecek ifadeler taşımaktadır.
Ama burada durum farklı:
Eski metinde yer alan vatan ve millet kavramlarından, ülkenin ve milletin bütünlüğünü vurgulayan ifadelerden vazgeçiliyor; durup düşünmek, sebebini sormak gerekir.
Çünkü bu bir tasarıdır; yani hükümet tarafından getirilmiş bir yasa önerisidir.
Yeni metni bir “sadeleştirme” sayıp susamayız. Öneren irade eski metinden niçin vazgeçtiğini anlatmalıdır.
Yetmez; devletin ve milletin birliğine yönelik güvenceden vazgeçilmediğine halkı ikna etmelidir.
Bülent Serim yemin metninin yeni anayasanın ipuçlarını verdiğini söylüyor.
Ve soruyor:
“Bu düzenleme yeni anayasada ‘ikili ulus’ kavramının getirileceğini ‘Türk yurttaşı’ kavramının değişeceğini, hatta belki de ‘Türk’ sözcüğüne hiç yer verilmeyeceğini mi göstermektedir?”
Bu soruların cevabını öğrenmek seçim sonrasına kalmamalıdır!
Ciddi olalım
Haberin Devamı

