CHP'nin başı ve ayakları

Sosyal demokrat kanatta son kavga çıktığından beri tek bir şey tartışılıyor. Bazıları diyor ki: Baykal giderse her şey düzelir, hele yerine Sarıgül gibi bir "halk çocuğu" gelirse CHP yeniden iktidar adayı olur

Haberin Devamı

Sosyal demokrat kanatta son kavga çıktığından beri tek bir şey tartışılıyor. Bazıları diyor ki: Baykal giderse her şey düzelir, hele yerine Sarıgül gibi bir "halk çocuğu" gelirse CHP yeniden iktidar adayı olur.

İkinci görüş şöyle: Baykal gitsin ama yerine Kemal Derviş, Zülfü Livaneli, Celal Doğan gibi partiyi harekete geçirebilecek bir isim gelsin.

Ve üçüncü görüş: CHP ancak Deniz Baykal ile varlığını koruyabilir, diğer bütün isimler partiyi "maceraya" götürür. Yani tartışma sadece partinin "en başı" ile ilgili. CHP'nin toplum nezdinde yaşadığı inişin nasıl tersine çevrilebileceği ile ilgili bir tartışma yapılmıyor.

Bilinenler, bilinmeyenler
Zülfü Livaneli, gazetemizdeki köşesinde çağdaş bir sosyal demokrat partinin nasıl olması gerektiğiyle ilgili görüşlerini yazdı.

Erkenden adaylığını ilan eden Hurşit Güneş birkaç aydır yayınlamakta olduğu bir dergi çerçevesinde bu görüşleri geliştirmeye çalışıyor.

Bunca ağır saldırı altında bulunan Deniz Baykal'ın, CHP'nin geleceğiyle ilgili herhangi bir planı olup olmadığını bilmiyoruz. Belki Baykal görüştüğü il başkanlarına ve delegelere bir şeyler söylüyordur, ama bunlar kamuoyuna yansımış değil.

Mustafa Sarıgül bir süredir mitinglerde ve medyada konuşuyor. Bütün konuşmalarının odağında tek bir fikir var: "Ben CHP'nin başına gelirsem partiyi iktidara taşırım..."

Kemal Derviş, geçen yıl yaptığı sosyal demokrasinin geleceğiyle ilgili çalışma nedeniyle Baykal tarafından fena halde "azarlandığı" için ortaya çıkmıyor. Ancak ona da çeşitli baskılar yapıldığı biliniyor.

Bu toz bulutunun arasında Altan Öymen ve Celal Doğan gibi ağırlıklı isimlerin hem Baykal'sız hem Sarıgül'süz bir formül için çaba gösterdikleri de biliniyor.

Baykal'ın kararına bağlı
Konuşulan hep "baş." CHP'nin "ayakları"; ayakları üzerinde nasıl dikileceği çok az konuşulmakta. Bunu konuşmaya çalışanlar da dinlenmiyor.

Bu ortamda CHP kurultayından sağlıklı bir sonuç alınmasını beklemek de mümkün değildir. Ancak, CHP'nin geleceği yine Baykal'ın tavrına bağlı.

Eğer Baykal, partide geniş bir tasfiyeyi göze alarak, partinin önemli bir küçülmeye daha uğramasını umursamadan bugünkü "savaş" siyasetini yürütürse büyük olasılıkla tekrar seçilir. Ancak bunun adı "Pirus zaferi" olur.

Buna karşılık Baykal, CHP'nin geleceği için kendiliğinden çekilebilir ve partinin yönetimine talip olan bütün isimlerin katılacağı yeni bir yönetime destek vererek CHP'nin yeniden heyecan ve hareket kazanmasının yolunu açabilir.

CHP'nin geleceği halen Deniz Baykal'ın vereceği karara bağlı.

DİĞER YENİ YAZILAR