Yargıtay C. Başsavcılığı CHP’deki krizin özünü çözdü!
Geriye “teferruat“ kalmıştır.
Sorunun özü, yeni parti tüzüğünün işletilmesi idi.
Kılıçdaroğlu 13 genel başkan yardımcısı ile genel sekreteri belirleyerek Başsavcılığın talep ettiği yasal gerekliliği yerine getirdi.
Bu operasyon, CHP’de bir zihniyet değişimine işaret ediyordu. Çünkü örgüt üstünde despotik egemenlik kurduğundan şikâyet edilen Genel Sekreter Önder Sav ve ekibi tasfiyeye uğradı.
Önder Sav karşı hamlesini Parti Meclisi’nde olağanüstü kurultay kararı aldırarak yaptı.
Dün bütün gün Başsavcılık ne diyecek merakı ile geçti.
Akşam üzeri ilk haber geldi:
Başsavcılık, Kılıçdaroğlu’nun yaptığı işlemin uygun olduğunu bildirdi.
Bu karar Sav’ın elini çok zayıflatmıştır. Zaten mücadelesi de haklılığa dayanmıyor.
Yeni tüzüğü uygulatmayan odur. Başsavcılığın uyarısı ile Genel Başkan gereğine yönelince bu kez tüzüğü yürürlükten kaldırmak istemiştir.
Partiye kazandıracağı bir menfaat mi olmuştur; hayır..
Sadece örgütü kontrol ederek sağladığı güçle kişisel iktidarını idame ettirmek, bu güçle lideri bile yönetmek istemiştir...
İl başkanlarının neredeyse tümü son kurultaya Deniz Baykal’ı inadına partinin başında tutma kararıyla gittiler.
Sonra bir gecede hepsi Kılıçdaroğlu safına geçti.
Önder Sav aynı oyunu tekrarlayabileceğini sandı, yanıldı.
Çünkü lider değişikliğinin mecburiyet haline geldiği bir zamandı o.
Şimdi ise partinin önünü tıkayan değil, diri bir takımla partiyi iktidara getireceği umudunu temsil eden yeni bir lider var başta.
Türkiye’de laik, demokratik cumhuriyeti tehlikede gören yığınlar, kurtuluş şansını Kemal Kılıçdaroğlu ile kullanma kararındadırlar. Bu şansın baltalanmasından suçlu tutulacak siyasetçiye hayat hakkı yoktur.
CHP içinde hizip olarak kalmak veya bu işi partiyi bölerek yapmak fark etmez.
Şimdi Kılıçdaroğlu, Sav’ın baskısı ile kurultay kararı alan Parti Meclisi’nin üyelerini ikna etmeye çalışıyor.
Başaramadığı takdirde kurultayı kendisi toplayacaktır.
Bizce böyle bir mecburiyet CHP’ye doping sağlar.
Kurultaydan kimse korkmamalı!
Halkın huyunu kimler bozuyor?
Ödenmeyen vergi ve primlerin cezalarına af tasarısı bir seçim yatırımıdır.
“Batakçıları affederken borcunu zamanında ödeyenleri kandırmış oluyorsunuz” diyerek bu hamleyi önlemek mümkün değildir.
Ama haksızlığı gidermek için “Dürüst mükellefleri ödüllendirmek” önerisi yerinde bir uyarıdır.
Öneriyi Maliye Bakanlığı formüle etmeye çalışıyormuş.
Düşünülen ödül, dürüst vatandaşın ödeyeceği vergiden yüzde 10 dolayında indirim yapmak. Eski uygulama şu anlayışı üretti:
“Devlet bir şey veriyorsa hemen al;
Bir şey istiyorsa en sona kal!”
Adaletsiz iktidarlar halkın huyunu bozuyor...

