Demokrasilerde bir ülkenin umudu, iktidarın başarıları kadar muhalefetin potansiyeli ile orantılıdır.
CHP’nin bugün yapılacak kurultayı, işte bu nedenle sadece ana muhalefet partisini ilgilendiren bir olay değildir.
CHP’deki değişim, genç bir parti olan AKP’nin yükseliş dönemine denk geldi. İktidar partisinin bu sırada ciddi bir muhalefetle karşılaşmaması kendisine belki rahatlık verdi ama sorunlar da getirdi.
Kendine güven duygusunun şişmesi AKP’ye son seçimden bu yana yanlış işler yaptırıyor.
Dış politika başarısızdır. Laik rejimin güvenceleri bu dönemde sürekli ve sistematik kayıplar veriyor.
Kurucu kimliği ile CHP’nin bu kurultaydan halkın kolay anlayacağı hedefler belirleyerek ve yeni bir ruh ve heyecan kazanarak çıkması gerekiyor.
Kibir katsayısı yüksek bir duruş, ne kadrolarda, ne de
hedeflerde söz konusu asla olmamalıdır.
“CHP ne yapmalı?” sorusunun en pratik cevabı bellidir:
“Düne kadar ne yaptıysa tersini yapmalıdır.”
CHP’nin yürüttüğü siyaset modeli, “müebbet muhalefet” kimliğine mahkzm bir parti olduğunu düşündürüyor.
İcraat yapmak için hamleye hazır, heyecan duyan bir parti görüntüsü vermiyor. Öneriler eleştirilerin ağırlığı altında kayboluyor.
Mesela Kılıçdaroğlu son olarak Başbakan Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı’na lâyık biri olmadığını iddia etti.
Onun toplumu ayrıştıran, kendisiyle barışık olmayan, insani ilişkilerinde son derece kırıcı biri olarak bu görevi yürütemeyeceğini savundu.
Böyle bir değerlendirmenin, AKP’nin sahip olduğu yüzde 50 oyda başat rol oynayan Tayyip Erdoğan için yapılıp söylenmesi, en azından doğru bir siyaset yaklaşımı değildir.
Kullana kullana iyice eskiyen “Yeni CHP” kimliğini kurtaracak tercih, ancak Kılıçdaroğlu’nun kendi Cumhurbaşkanı adaylarını ilân etmesi olurdu.
Kılıçdaroğlu bu kurultayda yüzde yüz kendi takımını kuracaktır. Artık kadro mazereti kalmamıştır.
Projeleri inandırıcı, söyledikleri anlaşılır olmalıdır. Ne olmadıklarını değil ne olduklarını ve ne yapacaklarını söylesinler!
Londra’daki temaslarından dönüşte arkadaşlarına “İngiltere’de pek çok önemli şahsiyetin bile CHP’yi özel sektör ve Avrupa Birliği karşıtı” bildiğini aktararak şaşkınlığını ifade ettiği söylenir.
Hiç şaşırmasın. Türkiye’de de durum çok farklı değil.
O nedenle başarılı bir kurultay bütün ülke için hayırlı olacaktır.
CHP’ye başarılar diliyoruz...
Ne yapılmak isteniyor?
Kürt sorununu çözmeyi istemek, doğru bir yol haritasında uzlaşma sağlanamıyorsa hiçbir anlam ifade etmez.
Önce şuna karar vermek gerek:
Müzakere terör örgütü ile mi, siyaset kurumları ile mi yapılacak?
Kim ne derse desin, Diyarbakır’da miting yapmak isteyen BDP milletvekillerine reva görülen muameleyi anlamak ve iyi niyet aramak mümkün değildir.
İktidar BDP’yi terör örgütünün uzantısı olarak suçladığı sürece kendini de sınırlıyor. Siyasi muhatap bırakmıyor.
Acaba iktidar yöneticileri, BDP’yi PKK ile özdeş göstererek Güneydoğu’daki bütün BDP oylarının kendisine akacağını mı zannediyor?
Böyle düşünenin aklına şaşmak gerekir!
CHP’ye başarılar...
Haberin Devamı

