Halkının Müslüman olması Türkiye'nin AB üyeliğine engel oluşturur mu?
Yıl sonundaki kritik zirvede AB dönem başkanlığı Hollanda'da olacak. Hollanda hükümeti, yukarıdaki sorunun cevabını aramak için iki saygın bilim adamına rapor hazırlattı.
Rapor Türkiye'ye güven oyu verdi:
"Laiklik ve demokratik hukuk devleti anlayışı Türkiye'de köklüdür. Halkın Müslüman oluşunun AB üyeliğine engel oluşturacağına inanmıyoruz.."
Raporda Türkiye'deki laik devlet yapısının orduyu "sistemin koruyucusu" olarak öne çıkardığı hatırlatılıyor ve demokratik reformlarla geriletilen bu rol yüzünden sistemin zarar görüp görmeyeceği sorusu da irdeleniyor.
Bunun cevabı da tam bir güven desteğidir:
"Ordu etkisinin azaltılmasının ve anayasal kısıtlamaların gevşetilmesinin, Türk İslâmı'nın ılımlı yapısını bozacağını ve laik sisteme zarar vereceğini düşünmüyoruz.."
Silâhsız kuvvetler
Türkiye'ye muhalif ülkelerin son zamanlarda peş peşe tereddütlerini yendiklerini görmek sevindiricidir. Ama bu gelişmeler, Türkiye'nin eksiklerini görmesini önlememeli.
Asker etkisi demokrasimizin hep kamburu görüldü. Fakat karar vakti yaklaşırken Avrupa'da bile "acaba"lar duyulmaya başladı:
Çünkü asker etkisi kambur olmanın yanında demokrasinin temeli olan laiklik için de sigorta. Acaba Türkiye bu güvenceden vazgeçerek demokrasisini yaşatabilir mi?
Hollanda bu riski ciddiye almış ki cevabını aramış.. Rapor "yaşatır" diyor.
Biz ise bunun için sivil toplumun daha fazla güçlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Çünkü asker güvencesi Türk aydınını tembelliğe alıştırmıştır. Gelecek güvencesi taşıyan bir demokrasi ancak sivil katılım eksiğinin giderilmesine bağlıdır.
Bu sorumluluk, siyaseti de sürüklendiği amaç ve ahlâk sapkınlığından belki kurtarır.
Gündem bile değil
CHP'nin içler acısı hali, ibretli bir alarm çağrısı sayılmalı..
Yarın bu parti olağanüstü kurultay topluyor. Ama olay ne toplumun, ne medyanın gündemidir. Bu ilgisizlik bile halkın partiye ve yönetimine "güvensizlik" oyu sayılmalı. Çünkü CHP ümit de, heyecan da vermiyor.
Kongre halka ve medyaya kapalı yapılacak, bu yetmiyor gibi delegeler Genel Başkan'a güvenip güvenmediklerini açık oyla belirtmeye mecbur bırakılacaklar.
Bu durum CHP'nin yalnızca lideri yanlış, örgütlenme biçimi yanlış ve vizyondan yoksun bir parti olduğunu değil, artık parti bile sayılamayacak hale düştüğünü göstermiyor mu?
Parti içindeki iktidar gücünü adil kullanmayan bir yönetim anlayışına halk, devletin gücünü emanet etmez. Bunun mesajını, kurultaya gösterdiği ilgisizlikle belli ediyor.
CHP'deki sorun düne kadar partinin iç sorunu idi. Artık rejim sorunu olmuştur.
Partiye hükmedenler olaya bu sorumlulukla yaklaşmalı..
CHP rejim sorunu
Halkının Müslüman olması Türkiye'nin AB üyeliğine engel oluşturur mu?
Haberin Devamı

