CHP’nin rotası

Haberin Devamı

CHP bu seçime az görülen bir bütünlük içinde gitme şansı bulacak.

Kurultay’ın nasıl geçeceği dünden belli.

Örgüt, Kılıçdaroğlu ile elde edilen umut ve gücü, şartsız bir kredi olarak sonuna kadar lidere sunmuştur.

Partinin yönetim kadroları için Kılıçdaroğlu tek seçicidir.

Bu durum ona taşınması kolay olmayan bir sorumluluk da yükleyecektir tabii...

A&G Araştırma şirketinin sahibi Adil Gür’ün VATAN’a yaptığı değerlendirmeler Kılıçdaroğlu’nun rotasını belirlerken çok yararlanacağı şifreler taşıyor.

Adil Gür, ideolojik dürtü ile oy kullanan seçmen oranının iyice düştüğünü, insanların artık sağ-sol ayrımı olmaksızın partilerin ekonomik ve sosyal performanslarına bakarak hareket ettiklerini, proje ve çözüm odaklı tercihlerin belirleyici hale geldiğini anlattı.

Nitekim araştırma, sağlık hizmetinde artan etkinliğin, ücretsiz kitap ile TOKİ faaliyetinin “iktidar aşınması” kaynaklı gerilemeyi telâfi ettiğine dair işaretler veriyor.

A&G şirketinin anketine göre bugün seçim olsa AKP’nin oyu yüzde 44-45 CHP 30-31 bandında olacaktır.

Tablo CHP’yi yükselişte gösteriyor ama CHP seçmeni buna rağmen bugünün şartlarında partisinin Haziran’daki sandıktan iktidar olarak çıkacağına inanmıyor.
Demek ki Kılıçdaroğlu’nun altı aylık getirisi bu kadar olmuş.

Ama gelinen noktayı kimse küçümseyemez.

CHP aslında seçim düzlemine girerken çok avantajlı bir çıkış noktası yakalamış sayılır.

Bundan sonrası bugün seçilecek ekibin başarısına bağlıdır.

Partinin yaptırdığı kamuoyu araştırması, CHP’yi gerçekten iktidar alternatifi konumuna yükseltecek ip uçlarını veriyor:

Halk ideolojik tartışmalarda nefes tüketen değil, temel sorunların çözümüne yönelik projeler üreten bir parti, seçmenle doğrudan ve sıkı ilişki kuran, sandığı namusu gibi koruma kararlılığını göstermekte güven veren ateş gibi bir örgüt istiyor.

Hedef belli olduğuna göre rotayı doğru çizene ne mutlu...

Uyan borusu

BDP’nin Güneydoğu’da “İki dilli yaşam” kararı, TSK’nın sert tepkisine hedef oldu.

Genelkurmay’ın internet sitesindeki açıklamada “iki dil tartışmalarının Cumhuriyetimizin temel kuruluş felsefesini kökten değiştirecek bir noktaya doğru götürülmeye çalışıldığı endişe ile izlenmektedir” denildi.
Dil birliğinin kaybolması halinde doğacak kötü sonuçlar hatırlatıldıktan sonra açıklama şu sözlerle tamamlandı:

“TSK Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü ülkenin bölünmezliğini Cumhuriyeti ve demokrasiyi koruma görevi kapsamında; ulus devlet, üniter devlet ve laik devletin korunmasında her zaman taraf olmuş ve olmaya devam edecektir.”

Şimdi bu açıklamayı askeri hedef gösteren yeni tahrikler yaratmak amacıyla kullanacak olanlar çıkabilir.

Herkes soğukkanlı olmalı.

Sonuçta anayasal bir kurum önemli gördüğü bir tehlikeye karşı kamuoyunun dikkatini çekmek istemiştir.

Eğer siyasetçiler buna bile alınıyorlarsa, uyanan endişeyi göğüsleyecek kararlı duruşu askerden önce kendileri göstersinler. O zaman askere tepki koymak için sebep kalmaz.

Mersin’de dün Kürtçe söylemeyen türkücüyü öldüren cinnet “uyan borusu”dur!

DİĞER YENİ YAZILAR