CHP Parti Meclisi Sarıgül'ün mitingine katılan 15 milletvekilini Yüksek Disiplin Kuruluna şevketti. Parti siyaset yapamıyor ama adaleti kendinden menkul bir "devrim mahkemesi" gibi son derece hızlı ve acımasız çalışıyor.
Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sangül, Baykal'a beslediği umut ve güveni kaybeden parti tabanının değişim özlemini meydanlara topladığı yığınlarla seslendirmeye başlayınca, öğütücü çark hemen harekete geçti.
Sarıgül, yargının kararı beklenmeden kendisini rüşvet almaktan mahkûm eden bir parti komisyonu raporu ile partiden atılmak üzere disiplin kuruluna sevkedildi.
Bu tedbiri, Baykal'ın yerine niyetlenen Sarıgül'ü tasfiyeye yönelik bir entrikacı despotluk olarak değerlendirenler, CHP'nin kurduğu "parti mahkemesi"ne Mersin'de ibretlik bir ders verdiler.
CHP yönetimi de Sangül gibi "ya herru, ya merru" diyor. İşte Sangül'ün Mersin mitingine katılan 15 milletvekilinin de bir hafta içinde defteri durulmuştur!
Parti Meclisi'nde suçlanan milletvekillerinin "Değişim olmazsa vatandaş CHP'ye bir daha oy vermeyecek.. İhraçlarla, tehditlerle partiyi büyütemezsiniz" uyanları hiçbir işe yaramamıştır.
Baykal ve adamları, Tayyip Erdoğan'ın geçtiği yoldan CHP'ye bir lider yaratmaya yönelik yanlışlarını ısrarla sürdürüyorlar.
Yığınla mektup alıyorum.
CHP'ye oy verenlerin büyük kısmı, parti liderliğine heveslendiği için Sarıgül'ün "yargısız infaz"a kurban edilmesini ve CHP'nin kendi belediye başkanını ihbar etmesini hazmedemiyor.
Ve bu tavrı, kendi yetersizliğinin bizzat Baykal tarafından itirafı olarak görüyor.
Mektuplarda, Baykal'ın bu yanlışı ile istemeden bir lider yarattığı, demokratik ortamı kirleterek partinin "en uygun lider"i seçme hakkını gaspetmekte olduğu korkusu yansıyor.
Çekilme vaktinin geldiğini göremeyen Baykal'ı acaba bu vebal uyandırır mı?
Böyle adalet olur mu!
Cezaları artırarak suçtan caydırmaya çalışıyoruz.
Ama Türkiye'nin asıl âcil ihtiyacı bu yasaların uygulanacağı inancının toplumda yer etmesi, kök salmasıdır. Bu inanç toplumda yoktur ve mutlaka kazandırılmalıdır.
Birinci sayfamızdaki haberi gördünüz; bir bankanın kadın müdürünü tehdit ederek banka soymak, sonra da suçu gizlemek için kaçırdıkları müdireyi beton bağlayıp denize atarak hunharca öldürmek suçlarından ömürboyu hapis cezasına çarptırılan üç kişi, altı yıl yattıktan sonra serbest bırakıldılar.
Hangi toplum böyle bir adalete isyan etmez?
Böyle bir ceza, kötü insanları korkutmayacağına göre toplum kendini nasıl savunacaktır?
Bu tahliyeleri "Rahşan Ecevit affı" ve "iyi hal indirimi" sağlamıştır.
Halkın af günahı yüzünden DSP'ye verdiği cezadan sonra hiçbir iktidar artık af çıkarmaya cesaret edemez. Ama en hunhar cinayeti işleyenlere bile uygulanan "iyi hal indirimi" herkese hak olarak işletildiği sürece adalet kanamaya devam edecek, cezalar caydırıcı olmayacaktır.
Adaleti sakatlayan bu sorun, yeni infaz yasasında mutlaka objektif esaslara bağlanmalıdır.
CHP nereye?
CHP Parti Meclisi Sarıgül'ün mitingine katılan 15 milletvekilini Yüksek Disiplin Kuruluna şevketti. Parti siyaset yapamıyor ama adaleti kendinden menkul bir "devrim mahkemesi" gibi son derece hızlı ve acımasız çalışıyor
Haberin Devamı

