Seçim tahminlerindeki kanıtlanmış yeteneği ile tanınan araştırmacı Adil Gür’den eksikleri tamamladım.
Dün Kürt açılımı dalaşının toplumda yarattığı değişimleri ölçen A&G araştırmasının AKP ve MHP sonuçlarını vermiştim.
İktidar partisinin 29 Mart yerel seçimlerinde yüzde 38 olan oyu şu anda 35,3 düzeyine gerilemiş MHP yüzde 16 olan oyunu 19’a yükseltmiş görünüyor.
Dünden devreden soru şuydu:
“CHP oy kaybetti, DTP yükseldi” ama ne kadar ve ne sebeple?
Ana muhalefet partisinin yerel seçimde yüzde 23,1 olan oyu 2 puan gerilemiştir.
Büyük bir kesim CHP’nin oy kaybettiğine akıl erdiremiyor.
Adil Gür bu durumu “Beyaz Türkler etkisi” diye yorumladı.
Taktik eksikliği
Gür seçimlerde birinci tercihi CHP olan yüksek öğrenimli kesimi “Beyaz Türkler” diye niteliyor. Bu kesim Kürt açılımını desteklemiş ve CHP yönetimi ile ters düşmüştür.
Halbuki Başbakan “akan kanı durdurmak” adına hareketi başlatırken Deniz Baykal şüphe üretecek yerde meselâ “Madem ki kanı durdurmayı vaat ediyorsun, bana gelmeni beklemeden ben sana geliyorum” dese ve dediğini yapsa, iktidarın hazırlıksızlığını bu şekilde ortaya koysa, büyük ihtimalle zarar görmeyecekti.
DTP’ye gelince; bu parti tabanını yüzde 5,7’den 7,1’e yükseltmiş görünüyor. Onun sebebi de DTP’nin demokratik muhatap konumuna girme olanağı elde etmesidir.
İlgi çekici bir değişim de Saadet’te... Bu parti yeni lideri Numan Kurtulmuş’un güvenilir imajı ile 29 Mart’ta yüzde 5,2 oranını yakaladı. Fakat Erbakan’ın “manevi lider” görüntüsünde dönüşü ve ilk fırsatta İran’ı ziyaret etmesiyle başlayan düşüş durmuyor.
Partideki iki başlılık giderilmedikçe de durmayacaktır!
Başbakan hızlı
Anketlerin yol gösterici işlevinden Başbakan Erdoğan’ın şaşılacak bir çeviklikle yararlandığını izliyoruz.
Dün yaptığı “Ulusa Sesleniş” konuşmasında, açılım sürecinde düştüğü yanlışları düzeltmek yolunda hiç zaman kaybetmediğini gördük.
Çözümün aklıselimle tartışılmasının başarılamamasından kaynaklanan üzüntüsünü belirtirken kendilerini de bu sorumluluktan ayrı görmeyen Başbakan, kırmızı çizgileri netleştiren ve kendini de düzelten üç önemli mesaj vermiştir:
1. “Anayasamızın belirlediği ölçüler ortadadır. Üniter devlet yapımızı ortadan kaldırmaya yönelik hiçbir niyet ve girişime asla ve asla izin vermeyiz” dedi.
Oysa açılımın başındaki hava Öcalan’a “Kürt ulusu” dedirtecek kadar uçuktu!
2. Aklıselimi tesis etmek için “Hep birlikte ama hep birlikte, kim olursa olsun gelin taşın altına elimizi sokalım” çağrısı yaptı.
Halbuki muhalefeti yok sayıp “bedeli ne olursa olsun” çözümü kendi başlarına arayacaklarını söylüyordu.
3. Dün ilk kez “Türk” sözcüğünü etnik bir alt kimlik tanımlaması olarak kullanmadı.
Dileriz bilinçlidir ve kalıcı olur.
Halkın araştırmalarda çıkan eğilim değişimlerine saygılı siyaset anlayışı yalnız iktidar partisinde değil CHP’de de hayat bulmalı.
O zaman demokrasimiz daha güçlü, hayatımız daha güvenceli olur.
CHP ne yaptı AKP ne yapıyor?
Haberin Devamı

