Marmara depreminin günah keçisi müteahhit Veli Göçer 25 yıl hapis cezasına mahkûm edildi.
Göçer'in oğlu Can Göçer ile ortağı Zafer Coşkun da aynı kaderi paylaşacaklar.
Bu sanıkların inşa ettikleri altı bina, 17 Ağustos depreminde 195 masum insana mezar olmuştu.
Yargı bu kararı ile, malzemesinden çalınan inşaatlar nedeniyle günahsız insanları ölüme götüren müteahhitlere karşı oluşan toplumsal tepkiyi tatmin etmiştir.
Verilen cezanın "ibreti âlem" etkisi, kuşkusuz hırsız müteahhitler üstünde caydırıcı olacaktır. Mahkemenin verdiği ağır ceza, bir "örnek karar" fonksiyonu taşıyacağı için toplumu koruma işlevi de yapacaktır.
Yeni TCK'da bu suçlara ağır cezalar içeren özel hükümlerin konulmuş olması, geleceğe yönelik güvenceyi artırıyor.
Ama gene de cevabı verilmesi gereken sorular kalmaktadır geriye:
En çürük binalar
1. Veli Göçer ve ortakları, deprem bilançosunun tek sorumluları mı? Yüzlerce insana mezar olan öteki yapıların müteahhitleri nerede? Göçer'in yapüklan da dahil bu binalara ruhsat veren, denetim görevlerini yapmayan kurumlara ve sorumlularına hesap sorulmayacak mı?
2. Hırsız müteahhitlerin hepsi yakalanıp Göçer gibi ağır cezalara çarptırılarak adalet tam anlamıyla tecelli etse bile bu, yeni yapıların güvenliğini garanti edecek mi?
Türkiye'de deprem hasarlarının yüzde 60'ından fazlası müteahhit hatalarından kaynaklanıyor. En çürük binalar da kamunun yaptırdıklarından çıkıyor.
Üç hafta önce İstanbul'da düzenlenen deprem panelinde açıkça ortaya kondu ki, Adapazarı'nı yerle bir eden deprem, fay kırığı üstünde inşa edildiği halde Toyota-SA Trafik Hastanesi'ne zarar vermedi.
Bingöl depreminde devletin yaptırdığı hastane, okul, postane binaları yıkılırken vatandaşın evi, samanlığı, ahırı ayakta kaldı. Niye?
Çünkü birinin çimentosundan, demirinden çalınmıştı, ötekiler ilkel biçimde yapılsa bile malzemenin hakkı verilmişti.
Çalacağı besbelli
Devlet bir inşaatı ihaleye çıkarırken, piyasa fiyatlarıyla maliyet çıkarıyor, üstüne makul bir kâr koyarak tahmini bedelini beliriiyor. Sonra ihalede hangi firma en büyük tenzilât yaparsa iş ona veriliyor. İşi almak için tahmini bedelin yarısından bile daha fazla fiyat kıran firmalar oluyor.
Bu durum, demirden, çimentodan çalınacağının peşinen ilânı değil midir?
Ceza caydırıcılığını işletmeye başlayan devlet sistemi, bu soruna da zaman yitirmeden çare üretmek zorundadır.
Bir deprem ülkesinde yaşıyoruz. İnşaatlardan çalanlara ibretlik cezalar vermek bir tedbirdir ama yeterli değildir.
İhalelerde, hırsızlık yoluyla telâfi edileceği besbelli indirimleri devletin kârı olarak gören kafayı mutlaka değiştirmek gerekiyor.
Çünkü o sözde tasarrufun, deprem kurbanlarının mezarını inşa ettiğini bilmemiz lâzım.
Ceza yetmez!
Marmara depreminin günah keçisi müteahhit Veli Göçer 25 yıl hapis cezasına mahkûm edildi
Haberin Devamı

