Rahmetli babaannemin bir hatırası beni hep güldürür.
1930’lu yılların Fatih’inde evi bir ay içinde iki defa soyulmuş. Nihayet bir gün polis kapısını çalıp müjdeyi vermiş: “Yakalandı teyze...”
Babaannem “İkisi de yakalandı mı?” diye sorunca memur “Bir hırsız var, iki soygunu yapan aynı kişi” cevabını vermiş.
Bunun üzerine babaannem “Ona bir çift sözüm olacak” diye karakola koşmuş nefes nefese. Hırsızı karşısına getirmişler.
Rahmetli iyice yaklaşmış ve “Hırsız efendi oğlum, bizim eve sakın bir daha gelmeye kalkma” deyip karakoldan çıkmış.
AKP zenginlerinin hangi kaynaktan ürediklerini merak edenler bir haftadır ikna edici açıklamalarla aradıkları cevabı alıyorlar.
Sistematik soygun
AKP Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli’nin Silivri’de taşı toprağı altına çeviren imar değişikliği sihirbazlığı ardından perşembe günü VATAN’da çıkan manşet, milletçe sistematik bir soyguna tabi tutulduğumuz gerçeğini gözlerimizin önüne serdi.
Dişli’nin kabuğunu kaldırdığı yarayı Belediye Meclisi’nin CHP’li üyesi Hüseyin Sağ kahramanca deşti:
Dört yılda, sadece İstanbul’da Dişli’nin yaptığına benzer 4 bin imar tadilâtı geçmiş belediye meclisinden.
İktidar partisi ölü evine benziyor. Rezaletin ortaya çıkması, imar planı değişikliklerinden üreyen bu zenginlik kaynağının kurumasına sebep olabilir mi? Herkes merak ve korku içinde.
Dişli’nin istifasının isteneceğini umanlar hayal kuruyorlar.
Dokunamazlar...
Bana kalırsa Başbakan en fazla babaannem gibi davranacak, yardımcısına kızmış gibi sesini yükselterek “Şaban efendi kardeşim, bir daha imar işlerine burnunu sokma” uyarısı yapacaktır.
Sonra TV’lere çıkıp “Temiz Eller” operasyonu başlattıklarının ve garip gurebanın haklarına uzanan elleri keseceklerinin müjdesini verecektir belki!
Bu lâflara karnımız doydu. Yandaş medyanın utanma duygusunu yitirmemiş bazı kalemleri bile Başbakan’ın suskunluğunu yadırgadıklarını belli etmeye çalışıyorlar.
Şaban Dişli’nin ilişiğini hemen kesseniz olmuyor mu?
Hayır çünkü Dişli, çarktan bağımsız bir dişli değildir. Uğradığı bir “iş kazası”dır ve böyle birinin cezalandırılması, onun kızgınlıkla bütün sistemi ifşa etmesi tehlikesini beraberinde getirebilir.
Ayrıca da böyle bir müeyyideyi işletmeye iktidarı mecbur edecek güçte kamuoyu yaratma şansını Türkiye kaybetmiştir. AKP iktidarı, devlet gücünü öylesine acımasız kullanıyor ki, tepki göstermek ihtiyacı hissedenler, ya korkarak susuyor ya da yok ediliyor. Örnek mi...
Devlet Denetim Elemanları Derneği Genel Başkanı Atılay Ergüven “Son dönemlerde devletin her kademesinde yolsuzlukların arttığını” söylemişti.
Bunu söylediği gün Sağlık Bakanlığı’nda başmüfettişti. Şimdi Polatlı’da “ayniyat saymanı”...
İnşallah fırıncılar ekmek veriyorlardır zavallıya!
Ceza veremezler!
Haberin Devamı

