Biliyorsunuz VATAN dün Başbakan Erdoğan'a, üç yazarının da desteğiyle manşetinden bir çağrı yaptı.
Peş peşe patlayan yolsuzluk olayları toplumun ve onun aynası olan medyanın gündemini oluşturuyor. Tayyip Erdoğan da bu durumdan hoşnut değil.
Gerginliği yalnız konuşma üslubunu etkilemekle kalmıyor, onu tutarsızlıklara, temel yanlışlara da sürüklüyor.
Adana'da medyayı hedef alan sözleri neydi?
"Varsa belge getirirsiniz, biz arkasını kovalarız. Kendi özel işleriniz için gelip bizimle konuşuyorsunuz. Elinizde belge varsa getirin, iktidarı gölgelemeyin.."
Bu konuşma bir öğüt-talep içeriyordu: "Yazmayın, bize bildirin, halledelim.."
Yanı sıra tehdit kokan bir suçlama:
"Kendi işleriniz için gelip bizimle konuşuyorsunuz."
Yanlış hesaplar..
Birincinin cevabını emekleyen bir demokrasi bile verebilir: Medya ihbar yapmaz habercilik yapar. Haber ve bilgi demokratik toplumu besler, bu da bilinçli bir kamuoyu yaratır.
İkinci nokta, sadece iddia sahibinin aydınlatacağı bir suçlama idi. Başbakan medyayı görevinden caydırmaya yönelik bir tehdide muhatap seçiyordu.
Düşünülerek söylenmiş sözlerse bunlar iki hesaba dayanabilir:
1. Topluma: Medya da temiz değil, istediklerini vermediğimiz için iktidara kara çalıyorlar. Yazdıklarına inanmayın..
2. Medyaya: Bu işleri çok kurcalamayın, sizin de kirli çamaşırlarınız var, ortaya dökeriz sonra..
Bilgilenmemiş bir toplumla yolsuzlukla savaşılamaz. Kirli ellerle temizlik yapılamayacağı için dürüstlüğüne gölge düşürülmüş bir medya ile de kamuoyu oluşturulamaz.
Yolsuzluklarla mücadeleye gerçekten kararlı bir iktidarın görevi, dürüst medyayı ideolojisine bakmadan müttefik gibi görmektir. Gücünü kötüye kullanan kişi ve kuruluşlar varsa, bunların suç ve günahlarını bütün medyaya sıvamaya kalkışmak değil!
Temizler bağırsın
Özel işleri için kapısını çalanlar kimlerdir, ne istemişler ve ne almışlardır; Başbakan'dan dün bu sorulara "namus borcu" olarak cevap istedik. Geç vakitlere kadar boşuna bekledik.
Bu, havada bırakılacak bir iddia değildir.
Başbakan "Bırakalım, biraz da onlar üzülsün" deyip kenara çekilemez. "Adaletsizliği önleyecek gücümüzün olmadığı zamanlar olabilir ama itiraz etmeyi beceremeyeceğimiz bir zaman asla olmamalı.."
Erdoğan'ın tehdit içeren suçlamasını, bu ayıba bulaşmamış medya kuruluşları reddetmelidir. Biz reddediyoruz. İktidardan kendimiz için şimdiye kadar hiçbir şey istemedik, istemeyiz.
Kendine güvenen gruplar da aynı teminatı halka vermelidirler. Evet, "Ben temizim" diye bağırmanın bir gönül yükü vardır.
Ama ne yapalım, kirleneni gizleyerek temizlere dolaylı zarar veren bir zihniyetine karşı meşru savunma adına bu kadarlık bir fedakârlık kaçınılmaz oluyor..
Cevap yok!
Biliyorsunuz VATAN dün Başbakan Erdoğan'a, üç yazarının da desteğiyle manşetinden bir çağrı yaptı
Haberin Devamı

