Roma İmparatorluğu'nu yıkan tarihi 80'li yılların sonu ile 90'lı yıllarda Türkiye de yaşadı.
Çıkar çalışmalarıyla hırpalanmış, korkular ve belirsizlikler içinde bunalmış bireyler, millet olma duygusunun enerjisini yitirmişti.
Dayanışma yok olmuş, kanunlar işlemez hale gelmiş, ahlâk çökmüş, siyasi kayırmalarla desteklenip cüretlenen yolsuzluklar ve toplumsal duyarlılığa yabancılaşarak iyice arsızlaşan egoizm, dönemin karakteri olmuştu.
Sınıf çatışmasını denetim altında tutan ortak değerler, ortak amaçlar kaybolmuştu.
Kimileri hayali ihracat yoluyla devleti soyuyor, kimileri Hasbahçe sefahatlerinin sorumsuz âleminde yaşıyordu.
Bu gafletin Türkiye'ye maliyetini biliyoruz, çünkü milletçe bedelini biz ödedik.
Dün haber toplantısına bir fotoğraf düştü.
Türkiye'nin ilk hayali ihracatçısı Yahya Demirel ile "vur patlasın, çal oynasın" yaşam biçimini Papatyalar adı altında örgütlü olarak topluma öneren, topluma yabancılaşmanın maliyetini ihmal etme yanlışına düşen Semra Özal aynı masada görülüyordu.
Yakın tarihimize damgasını vurmuş iki karakteri, Ankara'da "Dedikodulu Berdush" adlı içkili, alaturka müzikli bir mekân buluşturmuştu. Ve ikisi, medyanın objektiflerine poz vermekten çekinmemişlerdi.
Semra Hanım Yahya Demirel'e "Yahyacığım kadere bak, bizi bir araya getirdi" diyordu.
Fotoğrafı bir belge olarak yayınlamaya karar verdik. Bu umursamazlık egoizmin gücü müdür, yoksa sorumluluk duygusundan soyutlanmış bir yüzeyselliğin bilinçsizliği mi?
Şükür ki Türkiye'de demokrasi var.
Eğer olmasaydı, haysiyetine yönelen saldırıyı halk, öfkesini kırıp dökmeden boşaltamaz, kaba güce başvurmak zorunda kalmadan ülkeyi bu duyarsız ve saygısız zihniyetin elinden kurtaramazdı.
Yine şükür ki bu fotoğraf Türkiye'nin geleceğini değil geçmişini simgeliyor. O nedenle acı bir hatıra olarak hoşgörü ile bakabiliriz.
Arkadaşlar "Bir fotoğrafın hatırlattıkları" başlığını koymuşlar.
Böyle vesilelerle hatırlamak yeterli değildir.
Bu ikilinin temsil ettiği bozulmayı, yaşadığımız siyasal, ekonomik ve kültürel altüst oluşun gerekçesi olarak çerçeveletmeli ve hiç unutmamalıyız!
Bu kadarı fazla!
Başbakan Erdoğan'ın medya alerjisi korkarız toplum için tehlike yaratacak.
Partisinin dünkü grup toplantısında, medyanın asayiş olaylarına ilişkin haberleri abartılı verdiğini öne sürerek "Bu tür haberler halkımızı rahatsız ediyor" dedi.
Biraz insaf lâzım..
Yani halkın rahatsızlığı gasp ve kapkaç olaylarının yarattığı terör değil de, bunları yazan, insanları bilgilendiren ve tedbirli olmalarına olanak sağlayan gazete ve TV haberleri mi?
Başbakan'ın tavrı, gazetecilere ağır hapis cezaları öngören yeni TCK hükümlerinin hangi adresten ilham aldığını ortaya koyuyor.
Bakalım suçlularla baş etmekte acze düşüp gazetecileri hapse atan bir yönetim anlayışı ülkeyi nereye götürecek?
Çerçevelik
Roma İmparatorluğu'nu yıkan tarihi 80'li yılların sonu ile 90'lı yıllarda Türkiye de yaşadı
Haberin Devamı

