Referanduma giderken Başbakan iş adamlarını “bitaraf olan bertaraf olur” diye uyarmıştı.
Peki tarafsız kalmak tehlikeli de taraf tutmak güvenli mi?
Onun cevabını da seçime dokuz gün kala TRT Haber’de soruları cevaplarken verdi.
Şunu biliyoruz artık:
İş adamı güvenliğini ancak iktidardan yana taraf olduğu takdirde garantide sayabilir.
Gerisi, yani “yanlış taraf”ta durmak tarafsızlıktan da beter riskler taşır!
Tanınmış iş adamı İnan Kıraç’ın “CHP birinci parti olacak. Bu konuda bahse bile girerim” dediği medyada yer almıştı.
Hatırlatılınca TRT’deki söyleşide Başbakan şu şaşırtıcı cevabı verdi:
“Ben doğrusu İnan Kıraç’ı bu işlerin içinde görmek istemem. Bu işlere bulaştığını duymak da istemem. Bu beni ciddi anlamda rahatsız eder ve yakıştıramam da. Ama hakikaten yazılanlar doğruysa, bu tabii geleceğe yönelik herhalde kendisi de bazı riskleri üstlenmiş demektir.”
Anadolu’da insanlar böyle nahoş sürprizlerle karşılaştıkları zaman “Buyurun cenaze namazına” diye tepki gösterirler.
Bu da demokrasinin cenaze namazı gibi!..
Farklı muamele
Başbakan’ın sözleri tevil kaldırmayacak kadar net ve sert. Düzeltilmesi, yumuşatılması mümkün değil.
Demokratik bir ülkede iş adamının herhangi bir vatandaş gibi seçim tahmini yürütmesi velev ki bir partiden yana tercih açıklaması neden tehdit sebebi olur? Başbakan böyle bir hakkı nasıl kendinde bulur?
Kim olursa olsun, ne iş yapıyor olursa olsun vatandaşın demokratik haklarına tahdit koymak, devlet gücünün kötüye kullanılması yoluyla ona iktidarın istediği biçimi vermeye kalkışmak demek olur.
Değil “ileri demokrasi”de, demokrasinin emeklediği toplumlarda bile iktidar gücünden zalimlik üretmek ayıptır, suçtur.
Başbakan’ın tepkisi dengeli de değil.
Bir dönem AKP’yi destekleyen İskenderpaşa cemaati bu seçimde desteğini MHP’ye vereceğine dair açıklamada bulundu.
Cemaat lideri Coşan’ın açıklaması zehir zemberek ifadelerle küfürler, suçlamalar taşıyor. İnan Kıraç’ı tehdit eden Başbakan niye Nurettin Coşan’a bir şey söylemedi?
Çünkü Kıraç tek başına, ama Coşan’ın arkasında oy deposu bir cemaat var.
Hoş bir sürpriz
AKP’nin hoşgörü eksiği ve yaydığı gerginlik seçimi yine açık ara kazanacaklarını haber veren anketlere en başta kendilerinin inanamadıklarını düşündürüyor.
Seçim gezilerinde Başbakan’ı koruma görüntüleri insana korku ve fenalık veriyor. Sıradan protesto hareketleri karşısında güvenlik görevlilerinin sanki çatışma çıkmış gibi havaya ateş etmeleri sevgi görmek isteyen Başbakan’ı korkutucu hale getiriyor.
Başbakan’a yardım değil kötülük bu!
Gerilim siyaseti bilinçli bir tercih olunca herkes konumuna göre hissesini alıyor.
İnan Kıraç risk aldı, başına ne geleceği endişesi ile yaşayacak.
Mersin’de bir kamyoncu Devlet Bakanı Zafer Çağlayan’a “Bize mazotun fiyatından bahsedin” diye lâf dokundurdu diye “provokatör” olmakla suçlandı ve polis tarafından ağzı kapatılıp kolu bükülerek toplantıdan dışarı atıldı.
Dün akşama doğru hoş bir sürpriz oldu: Başbakan Isparta mitingi için meydana ilerlerken yolu üstünde gözüne takılan CHP’ye ait seçim bürosuna girmiş. İl Başkanı ve partililerle tokalaşmış.
Haftalar önce Kılıçdaroğlu da Bayrampaşa’da AKP İlçe Merkezi’ne habersiz bir ziyaret yapmıştı.
İstisnalar kaide olsa çok daha güzel bir hayatımız olurdu!
Cenaze namazı
Haberin Devamı

