Hasımlarına karşı en büyük zaferi kazandığını zannettiği bir anda insan hayatının en utandırıcı yenilgisine uğramış olabilir.
Kaderin bu cilvesi insanlar kadar kurumlar için de geçerlidir.
Ve AKP iktidarı dün böyle bir kazanın kurbanı oldu.
Hayır hayır, kurban değil, sorumluluğu nedeniyle mahkûm oldu!
Yürütülen operasyonun hedef aldığı kişiler, iktidarın kendileriyle ilgili her ayrıntıyı bilmek isteyeceği önemli insanlardı. Yapılan yanlışın sorumluluğu o nedenle önce siyasi iktidara aittir.
Cumhuriyet yazarı ve imtiyaz sahibi İlhan Selçuk, İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek ve İstanbul Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu sabaha karşı evlerinden alınarak Ergenekon soruşturması kapsamında sorgulanmak üzere Emniyet’e götürüldüler.
AKP’nin derin devleti
Toplum vicdanı tümü için incindi ama Türkiye’nin en kıdemli yazarı İlhan Selçuk’a 83 yaşında reva görülen muamele, onun özel durumu nedeniyle daha büyük isyan duygusu yarattı.
İlhan Selçuk 15 yıldan beri iki resmi görevlinin yakın koruması altında yaşıyor. Her adımının izleniyor olması bir yana, istese bile kaçmaya teşebbüs etmesi mümkün değil. Dahası var...
Ergenekon, devleti hedef alan bir terör örgütlenmesinin adıdır. İlhan Selçuk bu soruşturma kapsamında gözaltına alındığı için 24 saat sandalye üstünde sorgulanmayı bekledi. Avukatı ile konuşamadı ve manevi olarak çözülmesini bekleyen şartlarda yaşatıldı.
İktidar yanlısı kalemlerin hedef gösterdiği medya duayeni, kışkırtıcı çağrıları taşıyan gazeteler daha tezgâha çıkmadan evinden alınmıştı.
Sabah kurşun gibi ağır bir hava vardı ama hedef gösterenler bayram etti.
Ana muhalefet lideri Deniz Baykal olayın, yazarları baskı altına almayı amaçlayan planlı bir hareket olduğunu öne sürdü. AKP’nin iktidardaki kadrolaşmasını tamamlayıp “kendi derin devletini oluşturma”ya başladığını iddia etti.
İki yönlü tehdit var
Olayın zamanlaması ve hoyrat yöntemi, Başbakan’ın Ergenekon konusunda iki ay önce Emekli General Veli Küçük’ün tutuklanmasından sonra yaptığı bir açıklamayı hatıra getirdi.
Şunu demişti Erdoğan:
“... Son olay gerçekten yürütme ile yargının gayet güzel bir dayanışma içerisinde bu işi yürüttüğünün ifadesi oldu!”
Şimdi Sayın Başbakan’a soruyoruz. Dünkü olayda da yürütme ile yargının dayanışması oldu mu ve yürütme, yargının bu son işine ne kadar müdahil oldu?
Ergenekon çözülmeli ve çökertilmeli. İki bakımdan buna ihtiyaç var:
Eğer varlığı gerçekse rejim için büyük tehdittir, yok edilmeli.
İkincisi AKP, hedef olacağı her ciddi suçlamayı püskürtmek için Ergenekon’u karşı koz olarak kullanmaya çalışacak gibi görünüyor. Bu da ayrı tehdittir.
İktidara rağmen yine yok edilmeli!
Çekin elinizi!
Haberin Devamı

