Başbakan’ı hedef alan suçlamalar bir uçsa Başbakan’ın iktidarı savunan sözleri öbür ucu temsil ediyor.
Alman Bild gazetesinde çıkan açık mektup günahlarının ancak bir kısmını saymış. Özetle hatırlatırsak...
“Soma’da hayatını kaybeden 301 insan için gözyaşı dökmediniz, omuz silktiniz.
Dediniz ki ‘Bunlar olağan şeylerdir.
YouTube ve Twitter’ı kapattırdınız çünkü orada halkınız özgürce fikrini ifade edebiliyordu.
Ailenize yönelik yolsuzluk iddialarına cevap olarak yüzlerce polisi savcıyı görevden aldınız.
Eleştirilerine katlanamadığınız gazetecileri hapse attırıyorsunuz.
Kadınlara kaç çocuk yapacaklarını buyurmak istiyorsunuz.
Taksim Meydanı’nda özgürlük için gösteri yapan gençlerin üzerine polisi acımasızca saldırttınız..”
Göstermek lâzım
“İstenmiyorsunuz” diye biten açık mektuba Köln’deki mitingde Başbakan cevap yerine geçecek şeyler söyledi.
Onu da özetle hatırlatalım:
“Bizim demokrasiden, hukuktan temel hak ve özgürlüklerin genişlemesinden hiçbir çekincemiz yok.
Biz Avrupa Birliği’ne tam üye olmayı önümüze bir hedef olarak koymuş, bunun için samimi olarak çalışan bir ülkeyiz.
Dostlarımız bizden korkmasın.
Barıştan başka, demokrasiden hukuktan, insanca yaşam şartlarından başka hedefimiz yok bizim!”
Başbakan’ın anlattığı ülke keşke Türkiye olsa.
Ama değil.. İktidar dayatmacı ve baskıcı bir zihniyetin elindedir ve istikrar pamuk ipliğine bağlı durumdadır.
Çünkü “tek adam”a dayalı rejimler her an kırılıp dağılma riski taşırlar.
Hemen, şimdi, haydi
Dikta yönetimleri iletişim yetmezliğine erken sürüklenirler.
Nitekim artık tekme tokattan bile medet umulduğu görülüyor.
Demokrasilerde toplumun enerjisini boşaltma imkânı vardır.
İfade özgürlüğü ve gösteri hakkı kısıldığı zaman polis devleti sahneye çıkar.
İnsan hak ve özgürlükleri eskisi gibi saygı görmez ve şüpheci yöneticilerin tabiatından gelen şiddet uygulamaya konulduğu için macera başlar.
Tek adam ölümleri küçümser, normal göstermeye kalkar, öbür yanda da polislerin sabrını övüyor gibi yapıp “sabır göstermeyin, silâhınızı kullanın” çağrısı yapar.
Ve bir anda toplum, polis kurşununun ibadethane avlusunda masumları bulduğunu ve öldürdüğünü görür.
Bir kavşaktayız. Cehennemden önceki son kaçış fırsatını mutlaka değerlendirmeliyiz.
AKP değişmeli, Başbakan’ın Köln’de ifade ettiği hedeflere inanarak ve inandırarak yürümeli, yeni bir başlangıç gerçekleştirmelidir.
Cehennem sapağı...
Haberin Devamı

