Çaresi var ama pek ümit yok!

Haberin Devamı

Krizi tartışanlar sonunda aynı soruya takılıyorlar: Şeytan bunun neresinde?
Sistem arızası yüzünden muhafazakâr partiler kısa aralıklarla “laikliğe karşı eylemlerin odağı” durumuna düşüyorlar.
Ama düzen, suçlu partiyi ve yöneticilerini gerçek anlamda cezalandırmıyor.
Aynı organizasyon, başka bir isimle, sözde yasaklanmış kişilerin önderliğinde sahnedeki yerini tekrar hemen alıyor. Üstelik mağdur sömürüsü ile güçlenmiş olarak..
Milli Görüş partilerinin tarihi temcit pilâvına benziyor.

Aynı filmi seyretmekten sıkıldık.
Ama bu işten rant sağlayanlar bile bile çözüm getirmiyorlar. Çünkü o zaman sıradan bile olamazlar, sıfır olurlar; bundan korkuyorlar!
Sistem, adeta suçu teşvik ediyor.
Din sömürüsü yapan, laiklik karşıtı suçlar işleyen milletvekilleri yargılanamıyorlar. Çünkü dokunulmazlıkları var.
Suçlular cezasız kaldığı, üstelik parti tabanında prim de yaptığı için sistem, rejimin altını oyan siyasetçileri imrenilecek bir konuma yükseltiyor.

Sonunda ne oluyor?

Bu suçlular aynı adreste bulundukları için buluştukları partiyi “odak” görüntüsüne sokuyorlar.
Bireysel suçlar böylelikle kurumsal hale geliyor.
Suç ve ceza bireysel
AKP hakkında açılan kapatma davası öyle veya böyle sonuçlanacak; bu artık önemli değil. Çünkü ok yaydan çıktı.
Şimdi önemli olan davanın sonuçlanmasından sonra aynı tecrübeyi tekrar yaşamaya ülkeyi mahkûm olmaktan kurtaracak yaratıcılığı göstermektir.
Anayasa değişikliği yapma zamanı geldiğinde kuyruk acısı çekenler, laiklik karşıtı suçları cezasız bırakarak sistemden intikam almaya kalkmamalıdır.
Laikliğe karşı suç işleyen siyasetçilerin yargılanmaları önündeki engel, yani dokunulmazlıklar kaldırılmalı ve bu şekilde parti, suçluların sığınağı olmaktan kurtarılmalıdır.
AKP iktidarı bu çözümü sendikalar dünyasında denemeye karar vermiştir.
Yürürlükteki Sendikalar Kanunu partilerde olduğu gibi, “cumhuriyetin niteliklerine aykırı davranan yöneticiler nedeniyle” sendikaların kapatılmasını öngörüyor.
Bu madde değiştiğinde “bireysel sorumluluk” ilkesi işleyecek ve mahkeme sendikayı kapatmak yerine suç işleyen yöneticiyi cezalandıracak.

Zırhsız yaşanmaz mı?

Çalışma dünyasında bu düzen işler. Çünkü sendikacıların dokunulmazlığı yok.
Ama siyaset dünyasına önerilmesi, dediğimiz gibi suçu, ahlâksızlığı ve kalitesizliği himaye ve teşvik eden milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması şartına bağlıdır.
AKP’nin yönetici takımı bu mecburiyeti görse bile acaba yerine getirmenin fedakârlığını göze alabilir mi? Mahcup olmayı dilerim ama pek ümit görmüyorum.
Çünkü dokunulmazlıkların kaldırıldığı gün yolsuzluk dosyalarını Yüce Divan’a taşıtmak için TIR kaldırmak da gerekecektir.
İiktidar sorumluları dokunulmazlıklara her gün daha muhtaç hale düşmektedir.
Adaletin sağladığı caydırıcılık işlemeyeceği için ahlâk, fazilet ve temizlik her gün bizden biraz daha uzaklaşacak görünüyor.
Bu devrimi ancak yeni bir iktidar hemen işe başlar başlamaz, günaha bulaşmadan önce gerçekleştirebilir.
Yoksa geçmiş olsun!

DİĞER YENİ YAZILAR