Alçakların altı gün önce Diyarbakır’da patlattığı bomba dün altıncı kurbanını aldı.
Son kurban da üniversiteye hazırlanan 17 yaşında bir öğrenci...
Engin Taşkaya’nın hayalleri vardı. Doktor olup bölgenin kaderini değiştirecek öncüler arasında yer almayı ideal seçmişti. Yazık ki bebek katillerinin melâneti, onu binlerce benzeri olan terör kurbanlarının kader ortağı yaptı.
Başbakan Erdoğan dün saldırı failinin yakalandığını ve zanlının Irak’taki PKK kamplarında eğitim almış biri olduğunu açıkladı.
Karar aşaması...
PKK’nin “bir siyasi örgütlenme” olduğunu söyleyen ve örgütü kollamak için Diyarbakır saldırısının ardında “derin devlet komplosu” arayan utanmazlık şimdi ne fitne üretecek?
Başbakan’nın DTP’ye yönelik şu eleştirisi ulusal vicdanın da sesini yansıtıyor:
“Terör örgütü için ‘siyasi örgütlenme’ diyen anlayış acaba bu çatı altında (meclis) ne iş görüyor? Madem (PKK) siyasi bir örgüt, size ne gerek var?”
DTP milletvekilleri, meclisteki varlıklarını tarif edecek tarihi bir karar aşamasına gelmişlerdir. Terör örgütleri korkutur. Ama PKK son melâneti ile korkudan ziyade iğrenme duygusu yaratmıştır. Göze aldığı vahşet, gerçekten “tabansız kalmanın şuursuzluğu”dur.
Irkçı kasaplar
DTP milletvekilleri PKK’nın rehini olmaya rıza gösterdikçe kendilerini meclise gönderen yığınların temsilcisi olma niteliğini kaybedeceklerdir.
Irkçı kasapların yeteri kadar propagandisti var. Meclistekiler fazla gelir!
Başbakan dün şöyle bir çağrı da yaptı:
“Görüneni konuşmak siyaset değildir. Var mı çözümün, bunu söyle!..”
Partilere ve yorumculara Başbakan bu şekilde ev ödevi vermiş oluyor. Peki, hükümetinin askeri operasyonlarla varılacak istikrar ortamını kalıcı hale getirecek projeleri var mı? Bir şey yok.
İktidar önce bu eksiğini hemen gidermelidir.
Geçen gün Güneydoğu’daki derebeylik düzenini yıkmadan hiçbir iyiliğin kök tutmayacağını yazdık. Aldığımız büyük okur desteği iktidara ilham vermelidir.
Başlayın hemen
Oyları tek tek almak yerine aşiret reisini ikna edip on biner, yüz biner devşirmek, zahmetsiz ve daha garantili olabilir.
Ama işte bu tamah tüm kötülüklerin kaynağıdır.
Kızlar o bölgede mutlaka okumalılar. Okumalılar ki çok eşli evliliklerle “canlı kuluçka makineleri” gibi kullanılmaya ve ırkçı siyasete taban oluşturacak işsiz, cahil, öfkeli kalabalıklar üretme rolüne razı olmasınlar.
Devlet nüfus artışını kontrol etmeli, bugün yaptığı gibi çılgın gibi çoğalmayı para vererek teşvik etmekten vazgeçmelidir.
Halkı kölelikten vatandaşlığa yükseltecek ekonomik hamle hemen yapılmalı, kamu arazileri köylülere dağıtılırken hayvancılık da hızla ayağa kaldırılmalıdır.
Çözüm projesi bulunur. Yeter ki Başbakan onları hayata geçirecek irade ve basireti hazır etsin!
Çare var da irade var mı?
Haberin Devamı

