Devletin ve toplumun, terör örgütü ile işbirliği yapan milletvekillerinden kurtulmaya hakkı vardır.
Kendisine yasaların verdiği bu görevi yerine getirmek Meclis için bir tercih değil mecburiyettir.
Bunlar elbette doğru ama Meclis’te bekleyen 868 dokunulmazlık dosyasından sadece BDP’li vekillere ait olanları ayırmak ve onları zırhlarından soyundurarak mahkemeye göndermek doğru mu?
Adalete uyuyor mu?
Toplum vicdanında olumlu karşılık buluyor mu?
Hayır çünkü BDP’li vekiller için hazırlanan fezlekelerin Meclis Başkanlığı’na gönderilmesi kararı “tek adam iradesi”nce verilmiştir.
Başbakan önceki gün İspanya’ya giderken yalnız bu adımın haberini vermemiş, söz konusu vekillerin mahkemeye gönderileceklerini de açıklamıştır.
Yani bundan sonra Meclis bir “siyasi ön mahkeme” işlevinde eksik kalan muameleyi tamamlayacaktır.
AKP grubu bu mahkemenin talimatlandırılmış jürisi rolünü oynayacaktır.
Peki BDP milletvekilleri mahkemeye gittikten sonra ne olacak?
Başbakan dileriz ki yargıya o aşamada, alışkanlığını sürdürerek bir karar empoze etmeye kalkışmaz.
Bu olayın yarattığı fırsat kullanılmalı ve dokunulmazlık rejimi adalete ve demokrasiye uygun hâle getirilmelidir.
Mesela yargılanacak milletvekillerinin tutuksuz yargılanmasına imkân veren bir yasa sorunu çözebilir.
Tabii nihai hedef sadece kürsü dokunulmazlığı ile yetinmek, özellikle terör ve yolsuzluk gibi suçlar için herhangi bir koruma sağlamamaktır.
Terör suçu işlediği iddiasıyla fezlekesi Meclis’te ele alınan bir vekil, “İktidar milletvekillerine ait bir yığın yolsuzluk dosyası var; onları da konuşalım” diyememelidir.
Dün bu dendi.
Meclis çoğunluğu çok şeye kadir olsun, kabul.. Ama eşitsizliğin haksızlığın aleti durumuna düşmesin.
Çoğunlukçuluğu kutsamak ve korumak yalnız adaletin değil, demokrasinin de katlidir!
Tepeden inme...
Okullarda tek tip kıyafet (forma) uygulamasına son veriliyor.
Başbakan önümüzdeki ders yılında uygulamaya geçileceğini dün İspanya’da açıkladı.
Hayırlı olsun diyelim ama şüphelidir. Çünkü alışıldığı gibi bu karar da gök taşı gibi düşmüştür.
Bakanlık sözcüsü “sıkıntı vardı, çözdük” diyor ama bu konuda yoğun şikâyet duyan veya değişiklik üstünde uzmanların tartıştığını gören kimse var mı?
Ben duymadım, görmedim.
Karara toplumun katılmasını sağlayacak kanallar işletilmediği için “Ben yaptım oldu” türü bir değişim, daha doğrusu sonu tahmin edilemeyen bir tecrübe yaşanacaktır.
Çünkü Dış Haberler Servisi’mizin araştırması, tek tip kıyafetin yararlarını feda edemeyen toplumların da var olduğunu gösteriyor.
Yeni yönetmelikte şöyle bir yasak da dikkati çekiyor: “Öğrenciler okulun arması ve rozeti dışında nişan, arma, sembol, rozet takamayacak.”
“Atatürk rozeti takmak yasak” demenin Arapçası olabilir mi bu?
Dileriz değildir!
Çare: Tutuksuz yargılansınlar
Haberin Devamı

