Çare hür kurultay!

Haberin Devamı

New York Times gazetesi yazarı Stephen Kinzer’in de kafası karışmış, işin içinden çıkamamış.

VATAN’a konuşan Amerikalı gazeteci “Baykal’ın gidişini Türk demokrasisi için çok olumlu” buluyor.

Ama belli ki “istifa” müessesesinin Türkiye’de “istifade edilecek yeni şartlar yaratma”nın aleti olarak çok sık kullanıldığını bilmiyor.

Buna rağmen önümüzdeki problemi tarif ederken hedefi tam 12’den vuruyor:

“Kılıçdaroğlu’nu halk istiyor ancak halkın söz sahibi olmadığı parti içi sistemin nasıl işleyeceği belli değil!”

İşte bütün mesele burada...

Anketler Kılıçdaroğlu’nu rakipsiz gösteriyor.

Konsensus Araştırma Şirketi’nin anketinde Kılıçdaroğlu’nun yüzde 72.4 gibi bir desteğe ulaştığı ortaya çıktı.

Bu çapta bir destek karşısında birileri halâ “partinin bütünlüğüne zarar vermeyecek bir aday bulalım” diyorsa, onda samimiyet aramamak gerekir.

Kinzer Ortadoğu’yu bilir ama bütün ayak oyunlarını görmüş olamaz.

O sistemin nasıl işleyeceğinin belli olmadığını söylüyor; halbuki tam aksine her şey kurgulanmış ve şimdiden bellidir.

Gel bizi kurtar oyunu

İşte Kılıçdaroğlu “istifa ettim” deyip evine çekilen ama “Bana devamlı Genel Başkan demekten vazgeçin artık” diyemeyen Baykal’ın iznini almaya gitti.

Baykal onu “tavandan tabana örgütün olurunu alırsan desteğim senin” diye gönderdi.

Genel Merkez’de Baykal’ın takımı oturuyor. Kılıçdaroğlu’nu “partiyi iktidara taşıyacak adam” gibi karşılamaları gerekirdi değil mi; hayır alçıdan heykellerin soğukluğu ve beyaz yüzleri ile karşıladılar.

İçlerinden biri, aslında doğru olan ama burada tuzak görevi yapan bir uyarıda bulundu:

“İcazet beklememek lâzım. Göreve talipse adaylığını ilân etsin!”

Doğru, yapılması gereken budur.

Ama kişisel çıkarları uğruna her fenalığı yapabilecek bir kadronun Kurultay delegasyonunu kontrolu altında tuttuğuna dair bir şüpheniz varsa korkarsınız, beklersiniz.

Çünkü oynarlar sizinle, kullanırlar.

Nasıl mı?

Kılıçdaroğlu adaylığını ilân eder. Değişim karşıtları da bir veya iki adayı yarışa sokar.

Gerginlik Kurultay günü yaklaştıkça yükseltilir ve Genel Merkeze bağlı il başkanları “Partiyi bölüyorlar; gel bizi kurtar” diye Baykal’ın evine heyet gönderirler.

Halkla parti birleşirse

Bu korkunun gölgesini CHP’nin üstünden kaldırmak lâzım.

Bu sorumluluk Deniz Baykal’ındır.

Kurultay partinin en değerli demokratik zeminidir. Baykal, kendisine bağlı il başkanları ve delegeleri, halkın Kılıçdaroğlu’nu işaret eden iradesine geçit vermemek için kullanmaya kalkarsa ayıp olmaz mı?

Evet korku budur. Ve bu korkuyu haklı kılacak sebepler de vardır.

Partinin birlik ve bütünlüğü bahanesi hiçbir dış müdahaleyi meşru hale getiremez.

Birlik ve bütünlüğün teminatı, demokratik kuralları hile ile zedelenmemiş hür bir kurultaydır.

Kurultay bir arayış, yarış ve karar zeminidir. Partiye iktidar şansı kazandıran bir adayın, çıkar ittifakları kurarak önünü kesme yeri değildir.

İstifa etmiş bir genel başkanın göstereceği adayı tasdik yeri hiç değildir.

Delegelere duygusal baskı uygulamak yoluyla Kurultay iradesine hükmetmeye çalışanlar Deniz Baykal’ın şu andaki zayıflığından yararlanıyorlar.

Baykal kendini kullandırmamalı, parti içi demokrasi üstündeki ipoteği hemen çözerek halkın iradesi ile kurultay iradesinin birleşmesini sağlamalıdır.

DİĞER YENİ YAZILAR