Çapulcudan köşe yazarı

Haberin Devamı

Öfke dilini hitabet sanatının bir unsuru olarak kullandığını Başbakan açıklamıştı.

Bu alışkanlığı yıllar içinde üslup olarak kişiliği ile bütünleşti.

Salon konuşmalarında bile mitingteymiş gibi bağırması bundandır.

Dün partisinin il başkanları toplantısında muhalefete esip savururken yeni bir kavram üretti:

Çapulcu köşe yazarı...

Başbakan Erdoğan’a göre çözüm süreci karşısında muhalefetin kışkırtmaları iki soruda yoğunlaşıyormuş.

“Bize nasıl çözeceksiniz, nasıl çözüyorsunuz?” diye soruyorlar.

İkinci soru da “Terör bittikten sonra ne olacak?”

Başbakan bu iki soruyla muhalefetin zihinleri bulandırmaya çalıştığını düşünüyor veya öyle bir zan uyandırıyor.

Ardından gelsin tehdit ve horlamalar:

Kader dönemecinde

“Kırmızı çizgilerimizi sürekli söyledik. Cumhuriyetimizi, bayrağımızı ülkemizi tartışma konusu yapacak en ufak bir girişimin içinde değiliz. Üç beş tane çapulcu köşe yazarının yazısı benim milletimin beklentisi olmamalıdır.”

Şüpheci yaklaşımın böyle kader dönemeçleri geçilirken gerekli ve yararlı olduğunu Başbakan da kabul etmek zorunda.

Evet daha önce “Tek vatan, tek millet, tek devlet” ilkelerinden oluşmuş kırmızı çizgileri birkaç kez ifade etmiştir ama yeri geldiğinde tekrar tekrar söylemek ne kaybettirir?

Kaldı ki iktidarın halkta güven duygusu oluşturmak bahsinde kusursuz olmadığını kabul etmek gerekir.

Bazı valilikler ile kamu binalarının cephelerine asılı levhalar değiştiriliyor.

Yeni levhalarda T. C. yok.

Devlet bölücü terör örgütünü tasfiyeye uğraşırken, bunun karşılığında bir şey verileceğinden şüphe etmek çapulculuk diyerek susturulmalı mı?

Eksiğimiz hep aynı

Bu soruların toplumdan alacağı tepkiler, müzakerelerin akıl çizgisinden sapmasını önleyen bir uyarı görevi yapacaktır.

Avrupa Parlamentosu’nun kabul ettiği Türkiye ilerleme raporunda basın özgürlüğü yine özel bir yer tuttu:

“Gerçek demokratik toplum, gerçek ifade özgürlüğü gerektirir. Medya demokrasiyi güçlendirir. Yetkilileri, medyanın bağımsızlığını AB standartlarında sağlamaya çağırıyoruz.”

Bu son ilerleme raporu, önceki yılların raporlarına oranla daha olumlu.

Ama adalet ve özgürlükten yana yaşadığımız eksiklik, sıra sıra yargı reform paketlerine rağmen değişmiyor, azalmıyor.

Beğenilmeyen farklı düşüncenin sahibini çapulcu sayan bakış değişmedikçe de bu kader değişmeyecek!

DİĞER YENİ YAZILAR