Şartlar Abdullah Gül’ü bir kesimin “Benim Cumhurbaşkanım değil” diye reddetmesine sebep olmuştu.
Bu durum “Hepimizin Cumhurbaşkanı” olmak istiyorsa, önüne çıkacak fırsatları iyi değerlendirmesi mecburiyetini ona yüklüyordu.
İlk büyük fırsat, Kamu İhale Kanunu ile önüne geldi.
Kaleciyi de geçip topla gol çizgisinin üstünde buluşan santrfor gibiydi.
Veto edip bir anda bütün milletin gönlünü kazanabilirdi.
Ama bunu yapmadı, daha zor olanı yaptı, topu dışarı attı.
Ancak rakip takımın menfaat karşılığı elde ettiği şikeciler göze alırdı böyle bir hareketi. Gül de siyasi anlamda aynı vebali üstüne almış oldu!
Siyasi tercihleri nedeniyle Abdullah Gül’ü kendi cumhurbaşkanı saymayan yığınlara şimdi bir de ahlâki kaliteleri nedeniyle ondan uzaklaşan kitleler eklenecektir.
Çünkü Cumhurbaşkanı Gül’ün Kamu İhale Kanunu’ndaki değişiklikleri onaylarken sığınabileceği yasal ve ahlâki mazeretleri bulunmamaktadır.
İktidar bu kanunu “Kırk Haramiler”ine yeni alanlar açmak amacıyla değiştirmiş daha doğrusu delik deşik etmiştir.
Ali Dibolar’a gün doğdu
Devlet her yıl yüz milyar doları aşan değerde mal ve hizmet satın alıyor.
İktidar, şeffaf, denetlenebilir ve yolsuzluğa açık olmayan AB normlarını adeta dürüst insanlara, ulusal ve evrensel hukuka meydan okuyarak öyle bir değiştirdi ki, bu cüreti tarif edecek kelimeler, insanı hakaret davasının sanığı yapabilir onları siz bulun ve boşluğu doldurun...
Kanunla getirilen istisnalar iktidarı ve belediyeleri, her ihaleyi diledikleri kişi ve firmalara kimseye hesap vermeden yönlendirme yetkisi tanıdığı için bundan böyle hırsızlıklara, yolsuzluklara devlet ve millet olarak kaptıracağımız paralar daha büyük olacaktır.
Hepimiz bundan emin olabiliriz!
Bu gerçeği AB raporları defalarca vurgulayıp uyardı, Kamu İhale Kurumu’nun eski Başkanı Akkaynak “Genişletilen istisnalarla yeni Ali Dibolar’a fırsat yaratıldı” diye avaz avaz bağırdı.
Ama Gül kulak asmadı bu uyarılara.
“Bir kez daha görüşün” diye kanunu meclise geri göndermedi.
Tersine, bayram tatilinde kaynayıp gitsin diye 5 Aralık’ta imzayı attı. Ve bu başlangıçla işlenecek yolsuzluk suçlarının manevi sorumluluğunu üstüne almış oldu.
Partili Cumhurbaşkanı...
Yeni Anayasa değişikliği yapılırken “Cumhurbaşkanları görevlerini tamamladıktan sonra siyasete dönemez ve kamu görevi üstlenemez” diye bir madde eklensin.
Abdullah Gül’ün hayalinde Erdoğan’la yer değiştirmek var.
Bu durumda Anayasa’nın öngördüğü “tarafsız cumhurbaşkanı”nı artık rüyamızda bile göremeyiz.
Gül, İhale Kanunu değişikliğinde yaptığı gibi her kritik aşamada AKP’nin Çankaya’daki noteri gibi davranacaktır.
Öyle davranmazsa Başbakan koltuğuna oturamayacağını ve Çankaya’yı devredeceği Tayyip Erdoğan’dan kendisi gibi taraflı bir cumhurbaşkanı gibi davranmasını isteyemeyeceğini bilecektir.
Evet evet Cumhurbaşkanlığı siyasetçinin mutlaka son durağı olmalı!
Çankaya son durak olmalı
Haberin Devamı

