Demokratik rejimlerin kalitesini halka sunduğu seçeneklerin sayısı ve niteliği belirler.
Geçmişte seçenekler kısıtlı olurdu.
Meclis’teki çoğunluğu örgütleme pazarlıkları, sıkça tıkanmalar yaratırdı.
Yeni Cumhurbaşkanı’nı doğrudan halk seçecek.
Lideri “tek adam” haline getiren siyaset kültürümüz, halk tarafından yapılacak ilk Cumhurbaşkanı seçimini beklediğimizden daha çekişmeli bir yarışa çevirebilir.
Riski en düşük çözüm, zamanı geldiğinde Cumhurbaşkanı Gül ile Başbakan Erdoğan’ın yerlerini değiştirmeleridir.
Engel mi var; parti kurucularını yarışa sokmak ayıp mı olur?
Hayır olmaz. Geri tepebilir.
Nitekim zaman ilerledikçe “gerçek bir seçim”in şartları oluşmaya başlamıştır.
Bu süreç daha da yoğunlaşacak ve seçimde ne yapılması gerekirse AKP önderleri onu yapmaya mecbur kalacaklardır.
Cumhurbaşkanı Gül hesapça ahde vefa gösterip yerini yol arkadaşı Erdoğan’a devre hazır görünüyor.
Cumhurbaşkanlığı, bağışlanacak hediye edilecek bir makam mı?
Gül’ün bir dönem daha aday olma hakkı vardır ve bundan vazgeçmesi için makul bir sebep bulunmuyor.
Kendileri istemese bile olaylar onları birbirlerine alternatif durumuna getiriyor.
Suriye’de savaş isteyen, Gezi eylemlerini hiddetle bastıran polisi destanlaştırarak yücelten Tayyip Erdoğan bir yanda...
Gezi eylemlerinden hiç değilse başlangıcında gurur duyan ve Suriye için barışçı çabaları savunan Abdullah Gül karşısında.
Farklılık bu kadar açık olmasa ne alâ. İki AKP büyüğünün durumu ve duruşları onları Cumhurbaşkanlığı seçiminde rakip olarak yarışmaya mecbur ediyor.
Siyasi olarak da ahlâki olarak da bu böyledir.
Birbirlerine ikram edecekleri bir taç veya taht yok ortada!
Laiklik neymiş?
28 Şubat MGK tutanaklarını okumadınızsa bulun ve okuyun...
Laiklik ve irtica konusunda en can alıcı bölümleri zabıtlardan VATAN ekibi çıkarmış.
Dönemin Cumhurbaşkanı Demirel tedbirlerin dindar kesimi tedirgin etmemesini öğütlemiş.
Genelkurmay Başkanı Karadayı şeriat tehdidinin ciddiye alınmasını istemiş.
Ve Erbakan almış sazı:
“Laiklik Müslümanlığa en uygun kuraldır. Yobaz zihniyetten ülke zarar görür. Demokrasi ve laikliği korumak için tedbirleri almalıyız.”
Laiklik olmasa her partinin kendine ait bir din yorumu olurdu.
Kimse rahmetli Erbakan’a ne
diyorsa öyle davranması gerektiğini söyleyemezdi!
Çankaya koltuğu ikram edilemez
Haberin Devamı

