Canı sıkılan kral

Bizdeki siyasetçiler belli bir yere geldikleri zaman kendilerini kral gibi hissetmeye başlıyor

Haberin Devamı

Bizdeki siyasetçiler belli bir yere geldikleri zaman kendilerini kral gibi hissetmeye başlıyor.

İşler ters gitmeye başladığı zaman onların gazap menzili içinde bulunmak tehlikeli olabiliyor. En çok da gazeteciler zarar görüyor.

2003'ün son günlerinde, laiklik konusunda birçok olumsuzluk üst üste geldi.

Dışişleri Bakanı Gül, AİHM'e türban davasında verilen laiklik savunmasını geri çekti. Bu kararı rahatsızlık doğurdu..

Başbakanlık Müsteşarlığı'na atanan Ömer Dinçer'in bir sempozyuma sunduğu tebliğ, iktidarın niyetleri konusundaki şüpheleri depreştirdi. Çünkü Prof. Dinçer "laikliğin yerini daha Müslüman bir yapıya devretmesi zamanının geldiğini" söylüyordu..

Bunlar yetmiyormuş gibi AKP'li milletvekili Hüsrev Kutlu'nun meclisteki Atatürk resmi ve muhafız taburu ile ilgili yakınmaları, hemen ardından Fatih Camii'ndeki sarıklı, cüppeli kalabalığın görüntüleri ve komutanlann bunlara tepkileri medya yoluyla toplumun gündemine oturdu.

Klişe suçlama
Bunalan liderlerin hınçlarını gazetecilerden çıkarma geleneğini Erdoğan da sürdürüyor.

Son mağdur VATAN muhabiri Nuri Sefa Erdem oldu!

Başbakan o gece iyi bir seçim yapmış, Karabük'teki yaşlılar yurdunu, geç vakit de Bulak Çocuk Yurdu'nu ziyaret etmişti.

Ayrılırken arkadaşımız Erdem "Sayın Başbakan, iki yurtta da yaşlılar ve çocuklar sizin için iki kez yılbaşı kutlaması yaptı. Bazıları odalarından uyandırılarak getirildi. Biliyor muydunuz?" diye sordu.

İyi bir gününde olsa Erdoğan eminim "Bu soruyu git onlara sor. Uyandırıldıklarına değdi mi, değmedi mi?" der geçerdi.

Ama o "İyi niyetli değilsin, edepsizlik yapma" diye tersledi.

Muhabirimiz iyi niyetini savunmaya çalıştıysa da Başbakan sertleşerek "Edepsizlik yapma; sus, konuşma!. Edepsiz, hadi oradan" dedi..

Korumaları Erdem'i tartaklayarak uzaklaştırırken o "ağzı leş gibi kokuyor" diyerek arabasına bindi.

Cesaret lâzım!
Başbakan hoşgörülü ve adil olmalı.

Canını sıkan şeyler herkesin canını sıkıyor.

Onun görevi halkı rahatlatmaktır.

Ya düzeltici kararlar alarak veya can sıkıntısına gerek olmadığına halkı ikna ederek bunu yapacaktır.

"Edepsizlik" suçlaması cevap değildir.

Aynı şeyi YÖK tartışmaları sırasında rektörlere de yapmıştı..

"İçkili" suçlamasına gelince..

İçki kötüdür ama Başbakan'a soru sormanın yüksek risk taşıyan bir iş haline gelmesi korkarız ki kötü bir çığır açacak.

Başbakan içki kokusu duymak istemiyorsa, kendisine soru sormanın genç gazeteciler için cesaret isteyen bir iş haline gelmesine meydan vermemeli.

Tabii daha iyisi, soruların üstüne gideceğine sorunların üstüne gitmesidir!

DİĞER YENİ YAZILAR