Hâkimlerimizin neredeyse her suçluya “iyi hâl indirimi” yapması toplumdaki adalet duygusunu zedeliyor.
Haydi sözü esirgemeyelim; halkın moralini ve sinirini bozuyor.
Dün ortaya çıktı ki, kaçırdıkları 188 masum insanı, canavarca işkenceler yaparak öldüren ve örgüt evlerinin bodrumlarında betona gömen Hizbullah terör örgütünün 16 yöneticisine mahkeme “iyi hâl indirimi” uygulamış.
Eskiden idamlık bir suçtu bu; şimdi cezası ölene kadar hapis.
Ama Yargıtay mahkemenin kararını onaylarsa bu kişiler 20 yıl yatıp çıkacaklar.
Acaba hâkim bu canavarlarda ne gibi bir iyiye gidiş gördü?
Pişman mı olmuşlar?
Bunu yalandan bile olsa söylemiyorlar.
İşte tutukluluk sürelerine sınır getiren düzenlemenin yanlış uygulanması sonucu serbest bırakılanların her gün polise gidip imza vermesi gerekiyor. Ama yoklar.
Lübnan ve İran’a kaçtıklarına dair iddialar dolaşıyor ve “yalandır” denmiyor.
Canavar sınıfına giren terörist canilerde “iyi hal” görülmesi gerçek olamaz.
Ayrıca bizdeki olay daha da beter.
Biri ikisi değil, hepsi birden iyi adam haline gelivermişler. İnsaf!..
Kravat takıp mahkeme önünde başını eğen her suçluya ceza indirimi uygulamak, yargı geleneğimizin kötü huyu olarak yerleşmiş durumdadır.
Eğer hâkimler ve savcılar iyi hâl indirimini kaybedecek bir şeyi kalmamış tehlikeli suçluları mahkeme salonunda olay çıkarmadan oturtmak için ödül gibi kullanıyorlarsa bu adalet değildir.
Buna olsa olsa mahkemenin kendi rahatını sağlamak için adalete kıyması denir.
Yargı bu kötü huyunu terk etmeli artık!
CHP istiyor mu?
Türkiye’de elli yıl seçime hile karıştığı şüphesi halkın vicdanını rahatsız etmedi.
Ama on yıla yakın zamandır bu şüphe hiç eksik olmuyor. Halkın bir kesimi bu dönemde yapılan her seçimde sonuçların AKP yararına saptırıldığına inandı.
Dün CHP’li Tayfun İçli, dört ay önce verdiği soru önergesinin İçişleri Bakanı tarafından cevapsız bırakıldığından hareket ederek konuyu gündeme getirdi.
Son 2 yılda ülke nüfusu 2 milyona yakın arttığı halde seçmen sayısının üç yılda nasıl olup da 9 milyondan fazla artış gösterdiğini iktidara tekrar sordu.
“Seçmen kütükleri şaibeliyse, seçimlerin şaibeli olması kaçınılmazdır” dedi.
Lâflar güzel ama uyarmakla hile önlenmiyor; CHP’nin öğrenmesi gerekir.
CHP güvenilir seçmen kütüklerinin kendiliğinden yazılmayacağını bilmek zorunda. Aksi halde iktidara gelmeyi daha çok bekler.
Seçim kazanmanın ilk şartı, iktidar isteyen bir taban ve onun motive ettiği yönetici kadrolardır. Seçmen kütüklerini CHP’nin gönüllüleri, görevlileri kontrol edecek.
Kütüklerin doğruluğundan, seçmenler adreslerinde ziyaret edilerek emin olunacak.
Tıpkı AKP’nin yaptığı gibi...
Hile şüphesi ortadan kalkana kadar parti yönetimi parmak boyama uygulamasına dönülmesini isteyecek, bu konuda gerekirse öteki partilerle işbirliğine gidecek.
Örgüt, sandıkları korumak, sandık sonuçlarının hile karıştırılmadan seçim kurullarına teslim edilmesini sağlamak için en diri ve özverili unsurlarını seferber edecek.
Bunlar yapılmadığı için CHP’den şimdiye kadar hep “neden kaybettik” hikâyeleri dinledik.
“Nasıl kazandık” hikâyesi yazmak sırası geldi mi diye soracak olursanız...
Yakınmaların yerini, halka umut ve heyecan veren eylem ve söylemlerin aldığını görmeden buna cevap veremeyiz!
Canavar halleri
Haberin Devamı

