Çanakkale

Çanakkale Savaşı tarihin akışını değiştiren bir kahramanlık destanıdır...

Haberin Devamı

Çanakkale Savaşı tarihin akışını değiştiren bir kahramanlık destanıdır.

Bu mucizenin yaratıcılarını minnet ve saygı ile anıyoruz.

Acaba onların fedakârlığını takdir ediyor, canlarını feda ederek inşa ettikleri mirasa lâyık olabiliyor muyuz?

Birçok düşünüre göre Çanakkale Savaşı ve onu izleyen İstiklâl Savaşı, başka mazlum milletlere ilham oluşturarak onların da kurtuluş yollarını açmıştır.

Bakmayın siz Atatürk'e minnettarlık duymayan nankörlüğün saçtığı inkarcı zehirlere; bu millet onun Türk halkına Allah'ın bir lütfü olduğunu takdir ediyor.

O gerçeği İngiltere Başbakanı Llyod George bundan tam 91 yıl önce tespit etmişti:

"İnsanlık tarihi birkaç yüzyılda bir ancak dâhi yetiştiriyor. Şu talihsizliğe bakın ki o dâhi bugün Türkiye'de doğmuştur!"

Atatürk milliyetçiliği Türklüğü ırk değil, sosyolojik bir birlik, yüzlerce yıl kader birliği içinde harman olmuş sosyal psikolojik bir varlık olarak görüyor.

Ama bugün ülkede "Türküm" demekten çekinen, siyasi çıkar hesabı ile kendini inkâr edebilen toplum önderleri ve yöneticiler bulunabilmektedir.

Geçen gün Kongo Cumhuriyeti Senatosu Başkanı Bodho Meclis Başkanı Bülent Arınç'ı ziyaret etti. Bu sırada dedikleri bana çok manidar geldi:

"Atatürk'ün yaptıklarından biz örnekler alıyoruz. Siz de alın!"

Bu ülkedeki her evin ya Çanakkale'de veya Kurtuluş Savaşı'nda şehit veya gazi olmuş bir atası mutlaka vardır.

Karışmış kafalarında kaybolmuş kimliklerini arayanlar, imkân olsa da keşke dedelerine şunu sorabilseler:

"Aziz dedem, sen ne için savaştın ve ben kimim?"

Rudy, sen mi geldin?
Can ve mal güvenliği hepimizin hakkıdır.

Asayişin kaybolduğu durumlarda onu sağlamak devletin görevidir.

VATAN'ın dünkü haber toplantısı dün olağandışı bir tartışmaya sahne oldu. İstanbul halkı kanunsuz bir şehirde yaşıyor olmanın sıkıntılarını taşıyor.

İnsanlar suç kenti New York'u 8 yılda muma çeviren Belediye Başkanı Rudy Giuliani gibi "sıfır tolerans" politikası izleyen bir yöneticinin özlemini çekiyorlar.

Dün sabaha karşı 1500 polis İstanbul'un suç merkezi sayılan Hacıhüsrev Mahallesi'nde yüz eve baskın yaptı. Fotoğrafları görünce "Giuliani'yi danışman olarak İstanbul'a mı transfer ettiler" diye sordum.

Görüntüler etkili fakat korkutucu idi. Bazı arkadaşlar "olmaz böyle şey" diye ayağa kalkarken bazıları asayiş için bu bedeli ödemenin normal olduğunu savundu.

Kanunsuzlukla savaş kanunlar içinde yapılmalı.

Kıyamet ortamında uyanan küçük bir çocuğun karşısında silâhlı ve kar maskeli polisler görmesi ve o yüzden yaşayacağı travmanın sonuçları kabul edilebilir bir bedel midir?

Bizce polisin çabası saygıdeğer ama uygulaması ölçüsüzdür.

Hırsız kovalamakla terör örgütüne baskın yapmak arasında fark olmalı!

DİĞER YENİ YAZILAR