Siyasette rakibe baskın çıkma taktikleri ülkemizde marifet sayılıyor.
Oysa unutuyoruz ki aşırılığa kaçan ayak oyunları kişileri ve kurumları kendi kuyusunu kazmanın yanlışına çok sık düşürüyor.
Siyasette en kolay kaybedilen ve en zor yerine konulan değer güven duygusudur.
İktidar partisinin seçmen katında sahip olduğu yüksek oranlı güveni tedbirsizce sarfettiği, dikkatli gözlerden kaçmıyor.
Evet, gündem yaratmak beceri işidir ama unutmamak lâzım; inandırıcılık zafiyeti başladığı andan itibaren rüzgâr döner.
Halk söylenenlere şüphe ile bakmaya başlar.
MİT ile PKK arasındaki görüşmenin ses kaydı, Başbakan’ı ve onun şahsında AKP iktidarını zor durumda bıraktı.
Oysa iktidar ilk günden başlayarak bu görüşmelerin gerekliliğini savunabilirdi.
Bunu yapacak yerde suçluluk telâşı diye tarif edilebilecek bir havaya girdi.
Ve pek çok olayda yapıldığı gibi “cambaza bak” taktiğine başvuruldu.
Yargı işareti alınca
Cumhurbaşkanı Gül, Almanya’ya yaptığı resmi ziyarete eşlik eden gazetecilere “Keçi mi yedi?” sözleriyle tarihe geçecek bir suç duyurusunda bulundu.
Muhsin Yazıcıoğlu’nun hayatına mal olan helikopter kazasının planlı bir suikast olabileceği konusunda güçlü bir şüphe, bizzat Cumhurbaşkanı tarafından ifade edildi.
Uyuklayan Yazıcıoğlu soruşturması bir anda uyandı, otuz ay sonra 4’ü muvazzaf asker 7 kişi tutuklandı.
Bu olay gündem değiştirmeye yetmedi ki Başbakan, saldıran muhalefeti kendini savunmak mecburiyetine düşüren yeni bir hamleyi devreye soktu.
Alman vakıflarının CHP ve BDP’li belediyeler yoluyla PKK’ya maddi destek verdiğini iddia etti. Ortalık yeniden karıştı.
Muhalefet, Başbakan Erdoğan’ı iddiasını ispata çağırırken adı daha önce de benzer suçlamalara hedef olmuş Konrad Adenauer Vakfı yalanlama yaptı:
“Söz konusu partilere tek kuruş para yardımı yapmadık, hiçbir projelerini finanse etmedik. Kendileri ile hiçbir ilişkimiz olmadı. Başbakan bu açıklamaları neye dayanarak yaptı anlayamadık, çok şaşkınız!”
Yeni fırtına bekleyin
Gül’ün açıklamasından sonra yargıda yaşanan hareketlenmenin bir eşini, belki fazlasını şimdi Başbakan’ın iddiaları sebebiyle tekrar yaşayabiliriz!
Başbakan “Ana muhalefet lideri kendi belediyelerini araştırsın” dedi ama herkes tahmin edebilir ki yargı durumdan vazife çıkaracak ve yeni bir soruşturma fırtınası ortalığı kasıp kavuracaktır.
Ama inandırıcılık sorunu yaşanacaktır.
CHP liderine Başbakan niye zahmet yüklüyor? Suçladığına göre elinde belge olması gerekir.
Yoksa yaptığına dedikodu denir!
İşte, gündemi değiştirme oyunu amacına ulaşmamıştır.
Görüşmenin yapıldığı, hem de katılımcılardan birinin “Başbakan özel temsilcisi” olduğu ortaya çıkmıştır.
İktidar her icraatını cesaretle savunabilmeli savunamayacağı adımları atmamalıdır.
Yeni Anayasa, terör sorununa çözüm amacında Meclis’teki tüm partileri işbirliği yapmaya zorlayacaktır.
PKK ile görüşmeler kesildiği noktadan tekrar başlayacaksa -ki Başbakan’ın sözleri onu gösteriyor- bu yeni başlangıç, PKK’ye silâh bıraktıracak şartları hedef almalıdır.
Başlangıç en azından ateşkesi garanti etmelidir.
Cambazların dikkat dağıttığı bir karmaşaya hiç ihtiyacımız yok.
Pazarlığı yapılan hakların dürüstçe tartışıldığı bir berraklık istiyoruz ülkeyi yönetenlerden!
Cambaza veda...
Haberin Devamı

