Cadı kazanında tombala

Haberin Devamı

Türkiye’nin bütün sorunları üst üste yığıldı ve 12 Eylül’deki referandum teferruat katına iniverdi.
Çok yanlış bir şey bu.

Anayasa düzenlemeleri halktan onay alırsa ülkenin nasıl bir cehenneme döneceğini millete anlatamaz ve referandumu “hayırlı” bir sonuca bağlayamazsak, Cumhuriyet döneminin en büyük talihsizliğini yaşarız.

Yargısı yürütme organı tarafından kontrol altına alınmış bir ülkede adalet de olmaz, demokrasi de...

Yalanlarla dolu bir kampanya yürütüyor iktidar partisi.
Yargı operasyonu dışındaki maddeler için halka gitmeye hiç gerek yoktu.

Muhalefet işin başında “Yargıyı vesayet altına sokacak değişiklik taleplerinizi ayırın paketten, sadece yargı ile ilgili maddeleri halka soralım. Bu işi dürüst ve namuslu bir şekilde bitirelim” dedi.

Göktaşı gibi düşen sorunlar

İktidarın bu öneriyi neden kabul etmediği şimdi daha iyi anlaşılıyor. Çünkü acı ilâcı şekerle kaplamadan yutturmak imkânsız!

AKP biliyordu ki referandum sadece yüksek yargıyı zaptetmeye yönelik amacıyla sınırlı kalsa sandıktan EVET çıkarmak asla mümkün olmaz.

Herkesin gizli gizli dinlendiği, bütün mahkemelerin Silivri’dekilere benzediği bir ülkede kim yaşamak ister? Bu insanlar mazoşist mi?

Gündeme büyük birer göktaşı gibi düşen sorunlar var.
İşte Kürt milliyetçiliğine oynayan örgütler, topluluklar yüzlerini İmralı’ya döndüler, “Demokratik Özerlik” başlığı altında açıkladıkları taleplerle bağımsız Kürt devletinin işaret fişeğini attılar.

Öcalan ve destekçileri bu cesareti, PKK’nın tek yanlı ateşkesinin uyandırdığını düşündükleri memnuniyetten aldılar.

Ateşkesin devletle Öcalan arasında yapılan pazarlığın ürünü olduğuna dair algı, muhalefetin heba edemeyeceği bir “gol şansı”dır. Nitekim DP Genel Başkanı Cindoruk bile “Referandumda evet demek, Öcalan’a evet anlamına gelir” demeye başladı.

Anlaşılıyor ki, ateşkesin referandumda iktidara getireceği oyların daha fazlasını AKP iktidarının bu uğurda katlandığı fedakârlığın büyüklüğü alıp götürecektir.
Başbakan ve arkadaşları umutsuzca “Biz görüşmedik. Hükümet taraf değildir diyaloğa. Devletin çeşitli kurumları, istihbarat örgütleri var” diye savunma yaparak kurtulmaya çalışıyorlar.

Ama insanlar AKP’nin hükümet olarak “milli irade” adına devletin tüm kurumlarını, bağımsız olması gereken yargıyı bile ayırmadan sahiplendiğini unutmuyorlar işte!

Hayırlar az farkla önde

Bağımsız kamuoyu araştırma şirketlerinin son tespitleri referandumda dengenin “hayır”dan yana kırılmaya başladığını gösteriyor.

Şimdi gündeme bir de “Avcı bombası” düştü. Hiç şüphesiz Avcı’nın kitabında yer alan sarsıcı iddialar da iktidarı zora sokacak ve Evet cephesinde hasar yaratacaktır.
Çünkü bu ülkenin muhafazakâr insanlarının AKP’ye sempatileri vardır ama bu inançlı kitle cumhuriyetin kurumlarını tarikatlara, cemaatlere teslim eden, değerlerini din simsarlarına çiğneten bir anlayışı desteklemeye devam etmez.
Bu tip insanlara demokrasi değerlerinin emanet edilemeyeceğini iyi bilir.
Siyasi liderlere, miting meydanlarında sadece referanduma konu olan düzenlemeleri konuşmaları için çağrı yapmak istiyorum ama biliyorum ki hiç faydası olmaz. İster istemez cadı kazanından tombala çekeceğiz.
Tanrı aklımızı korusun, hayırlı bir son ihsan etsin. Amin!

DİĞER YENİ YAZILAR