CHP lideri Deniz Baykal'ın teşhisi de uyarıları da sağduyunun sesini temsil ediyor.
Baykal "Son günlerde dikkati çeken Yargıtay-MİT-mafya ilişkileri ile ilgili haberler Türkiye'de anayasal kurumlarımızın ne ölçüde tahribata uğradıklarını bir kez daha ortaya koymuştur" dedi dün.
CHP liderine göre olaylar, kurumlar arasında sakıncalı bir çekişmenin ve sürtüşmenin varlığını açıkça göstermektedir.
"Bu olayların ve ilişkiler ağının bütün yönleriyle ortaya çıkarılması" yalnız CHP'nin değil tüm toplumun talebi ve beklentisidir. Çünkü Yargıtay, adalet duygusunun son sığınağı, MİT de ulusal güvenliğin vazgeçilmez kurumlarından biridir. İkisinin de "her türlü kuşkudan, söylentilerden ve hukuk dışı etkilerden arındırılmış bir şekilde tutulması, toplumun en temel ihtiyacı"dır.
Baykal'ın uyarılarını herkes, CHP'nin köklü devlet geleneğine sahip bir parti olduğunu düşünerek dinlemelidir.
CHP lideri gerçeği ararken Türkiye'nin bu kurumlara daima ihtiyacı olacağını unutmamak gerektiğini söylüyor.
Amaç arınmak mı, yoksa ortaya atılan iddiaların yarattığı şüpheleri sistemli olarak körükleyerek bu kurumları iyice çürütmek mi?
Baykal "Olayları bu kurumların tahrip edilmesi, çürütülmesi için bir vesile olarak kullanmak isteyenler varsa bunların oyunlarına alet olmamak gerekir" dedi.
Uyarı yerindedir ve devlet kurumlarının uyum içinde çalışmasını gözetmekle görevli Cumhurbaşkanı'ndan Yargıtay ve MİT'e, ayrıca oyunu kurgulayan güçlerin tuzağına düşmemek konusunda medyaya büyük sorumluluklar düşmektedir.
Değişik kaynaklardan her gün karmaşık bir bütünün küçük bir parçası kamuoyuna sızdırılıyor; hedef alınan kişi ve kurumlar yeni darbeler yiyor, kafalar iyice kanştınlıyor.
Bu durum, gerçeği arayan adalete ve temizlenme özlemlerine yardım etmek değildir.
Cadı kazanları kaynatarak ulaşılacak bir sonuç çözüm getirmez. Olsa olsa bulanık sularda avlananların oldu-bittilerine ortam yaratır. Yağmurdan kaçırken doluya tutuluruz.
Kurumlara arınmaları için, makul bir zamanı tanımak ve bu zamanı da kışkırtmalarla kirletilmemiş bir ortamla beraber vermek lazım..
Eğitimin utancı!
Üniversite giriş sınavlarının açıklanan sonuçları korkunç bir gerçeği ortaya çıkardı.
Okudukları liseyi birincilikle bitiren 6530 gençten sadece 371 l'i üniversiteye girebilmiş. 2131'i açık öğretime girme puanını bile elde edememiş.. Demek ki ülkenin binlerce lisesinde milyonlarca genç "hiçbir şey olmamak için" okuyor.
Şimdi, birincisini bile bir fakülteye sokamamış bu binlerce lisedeki öğrencileri, hangi umut, hangi hayal okullarına devam etmeleri için motive edecektir?
Sistem, müfredat programlarından önce bu korkunç adaletsizliği düzeltmelidir. Milli Eğitim Bakanlığı bir çare bulana kadar, bu okulların yönetimleri, öğretmenleri "meslek namusu" nun gereğini yapmalılar.
Çünkü bu başarısızlık çocukların değil, onlarındır. Onlara "öğretmenliği bırakın" diyecek değiliz. Ama "Meslek namusunuzu kanıtlamak için daha fazlasını vermek zorundasınız" diyebiliriz.
Bakanlık da utanç verici başarısızlığı kanıtlanmış olan okullardaki yönetici ve öğretici kadrolarını değiştirmek suretiyle bu eşitsizlik ayıbını gidermeye çalışabilir.
Hem de derhal.. Bugünden tezi yok!
Cadı kazanı
CHP lideri Deniz Baykal'ın teşhisi de uyarıları da sağduyunun sesini temsil ediyor
Haberin Devamı

