Töre cinayetlerine uygulanan "tahrik indirimi "ni savunan hukuk hocaları geceyi nasıl geçirdiler merak ediyorum.
Dilerim uyuyamamışlardır.
Bitlis'te bir akrabasından hamile kalan Güldünya'nın trajik öyküsünü okumuşsunuzdur:
Genç kadın, töre hukukunun cellâtlarını göndereceğini bildiği için İstanbul'a kaçtı ve polise sığındı. İki ay önce bebeğini dünyaya getiren Gü'ü burada iki erkek kardeşi buldu ve kurşuna dizdiler.
Ölmediğini öğrenince bu kez kaldırıldığı hastaneye girdiler ve işlerini bitirdiler!
Töre tehdidi belli, bu kadın niçin daha baştan koruma altına alınmadı?
Hiç değilse saldırıdan kurtulduktan sonra hastanede niçin korumasız bırakıldı?
Sorumluları mutlaka cezalandırılmalıdır. Ama asıl, bu sosyal faciaları önleyecek çare hızlandırılmalıdır.
Yürürlükteki yasa, namus bahanesiyle bu cinayetleri işleyenlere ceza indirimi uyguluyor, katiller birkaç yıl yatıp çıkıyorlar.
Yeni yasayı hazırlayan komisyonda görevli bazı hukuk hocaları, töreyi sosyal bir olgu olarak korumak istediler.
Oysa çağdaş devlet ilkelliği kabullenmez, toplumu uygarlık yönünde ilerlemeye zorlar. Cinayeti meşrulaştırmak, yalnız hukuka değil ülkenin yarınlarına da kötülüktür.
Bu davanın mücahitliğini medyada en büyük özveri ile VATAN yazarı Ruhat Mengi yaptı. Onun azmi sayesinde sivil toplum örgütleri güçlerini birleştirdiler ve töre cinayetlerini himaye eden "tahrik indirimi"nin TCK tasarısından çıkarılmasını sağladılar.
Güldünya Tören'in katli, yeni TCK'nın bir an önce yasalaşması için ihtardır.
Meclis elini çabuk tutsun ve Türkiye kendisine utançtan başka bir şey getirmeyen töre cinayetlerine başka kurbanlar vermesin!
Bunu alkışlarım..
NATO Zirvesi Haziran'da İstanbul'da toplanacak.
Bush, Blair, Schröder, Chirac dahil 55 ülkenin lideri, 3500 katılımcı, bir o kadar yabancı basın mensubu Türkiye'ye gelecek.
2004 yılı yeni bir tarihin eşiğidir. Bu zemini ne kadar iyi hazırlarsak hayallerimize o kadar çabuk kavuşuruz.
Türkiye iyi bir rüzgâr yakaladı.
Demokratik reformlar, Kıbrıs'ta çözüm siyaseti, istikrarlı bir hükümetin işbaşında bulunması, hatta Eurovision ve futbol başarıları, bir işadamının dediği gibi, Türkiye'nin "marka algılaması"nı değiştirmiştir.
Artık Türkiye sorunlu, güçsüz, karışık, yük olacak kadar fakir bir ülke gibi görünmüyor.
NATO Zirvesi, Türkiye'nin yeni yüzünü dünyaya tanıtmak ve AB hedefine ilerlemek amacında tarihi bir fırsat olacaktır.
Geçmişte olsa NATO Zirvesi'nin sunduğu fırsat konusunda işadamları hükümeti uyarmak ihtiyacı duyardı. Oysa bu kez uyarıyı Başbakan yapmış ve işadamlarını bu heyecana ortak etmeyi başarmıştır.
İşadamlarının vaat ettikleri desteğin maddi yanı önemli değildir. Önemli olan NATO Zirvesi'ne devletin değil, asıl sivil toplumun ev sahipliği yaptığını, Türkiye'deki zihniyet değişikliğini dünyaya göstermektir.
Başbakan'ın bu algılamasını övgüye değer buluyorum.
Çabuk olun!
Töre cinayetlerine uygulanan "tahrik indirimi "ni savunan hukuk hocaları geceyi nasıl geçirdiler merak ediyorum
Haberin Devamı

