Büyük Felâket

Haberin Devamı

Ermeni soykırımı iddialarına bizim taraftan destek sağlayan bazı eylemler her yıl bu zamanlarda bir şekilde tekrarlanır.

Soykırım iddiasını, Nisan ayındaki yıldönümü öncesi Amerikan Kongresi’nden geçirmek isteyen Ermeni diasporasının bu çabalardan yararlandığını da hepimiz biliriz.

Başlatılan “bireysel özür dileme” kampanyası böyle bir amaca hizmet kastı güdüyor olabilir mi?

İmza sahipleri arasında vicdanlarına ve akıllarına saygı duyduğum kişiler var. En azından onlar Türkiye’ye diz çöktürmeye çalışan bir komploya yardım amacıyla hareket etmiş olamazlar.

İmzaya açılan metinde şöyle deniyor:

“1915’te Osmanlı Ermenileri’nin maruz kaldığı Büyük Felâket’e duyarsız kalınmasını bunun inkâr edilmesini vicdanım kabul etmiyor. Bu adaletsizliği reddediyor, kendi payıma Ermeni kardeşlerimin duygu ve acılarını paylaşıyor, onlardan özür diliyorum.”

Bu metni imzalamanın sağlayacağı rahatlığın bedeli hayli ağır olacaktır. Diaspora “Türk aydınlarının korkudan soykırımı telâffuz edemediklerini ama gereken itirafı yeterli açıklıkta yaptıklarını” iddia edecektir.

İmza koymayı düşünenler daha önce “yeni bir belge mi buldunuz?” diye hareketin öncülerine sormalıdırlar.

“Aydın vicdanı” adaletsizliğe alet olamaz. ABD’de yeni bir yönetim işbaşına gelirken bu özür kampanyasını başlatmak, daha derin vicdan azaplarına sebep olabilir çünkü.

Amerikalı tarihçi Justin McCarthy’nin, sık sık yaptığı bir hatırlatma vardır:

“Sizi baskı altında tutanlar ‘özür dileyin kapansın bu tarihi yara’ diyeceklerdir. Sakın oyuna gelmeyin. Rahatınız için bencillik ederseniz atalarınıza iftira etmiş olursunuz. Çünkü onlar böyle bir suç işlemediler!”

İnsanın vicdanı ancak özgürse rahatlar.

Bizim aydınlar acaba bu konuda Amerikalı profesör kadar özgür mü?

Modern takunya

THY Genel Müdürü Kotil’in Atatürk Havalimanı VIP Salonu’nda plastik terlikle çekilmiş fotoğrafını gördük dünkü gazetelerde.

Bu sayede hacca gittiğini öğrendik.

Allah kabul etsin!

Ama biz millet olarak terlikle uçaktan inip makam otosuna giden bir THY Genel Müdürü’nü nasıl kabul edeceğiz?

Allah bunun için de bize yardım etsin!

Bu pejmürdeliğin hac sevabını artıracağını kimse söyleyemez.

Temel Kotil’i ne dürttü o zaman?

AKP ile beraber bürokrasi koltukları politik hale geldi. Kotil, takunyanın yeni versiyonu olan plastik terliğin kendisini THY’nin başına getiren iradenin gözünde onu yücelteceğini düşünmüş olabilir.

Eğer AKP’yi iktidar yapan çoğunluğun da aynı şekilde düşündüğünü tahmin ederek terlik giydiyse bu kötülüktür.

Daha kötüsü, tahmininin doğru çıkmasıdır.

Çıkacak da galiba.. O ihtimal sadaka ekonomisiyle oyları rehin alınan yığınlara paralel olarak her gün artıyor!

Halk cezayı kesti!

Adalet Bakanı Şahin Deniz Feneri davası ile ilgili dosyanın Alman mahkemesinden hâlâ gelmediğini söyledi dün.

Hiç fark etmez kamu vicdanı hükmünü verdi bile.

Geçen yıl 101.707 kişi kurban bağışını Deniz Feneri’ne yaparken sayı bu yıl 25 bine inmiş...

Yargıda jüri sistemi olsa ne olacaktı, belli!

“Temiz Siyaset” özleminin toplumda yakıcı bir özlem haline gelmekte olduğunu AKP önderleri görmüyor mu? Basiretin bağlanması böyle bir şey herhalde.

Bakanlık, dosyayı büyükelçiliğimiz aracılığı ile alıp kurye ile yarın Türkiye’ye getirmelidir.

Bu oyalama taktikleri AKP’yi sanık sandalyesine oturtuyor!

DİĞER YENİ YAZILAR