Büyük biziz!

Haberin Devamı

Düşmanlaşmanın insanlar bir yana devletleri bile ne hallere düşürdüğüne bakıp ibret almalı...

Önce insaf ve ahlâk kuruyor. Ve devleti yönetenler, ailelerinin bile tanımakta zorluk çektikleri canavarlara dönüşüveriyor.

İsrail tamire gönderilen insansız hava araçlarını Türkiye’ye iade etmeyi savsaklıyor. Bu hava araçları terörle mücadelenin istihbaratında kullanılıyor.

Türk hükümetine kızan İsrail devleti böylelikle PKK terör örgütüne destek oluyor.

Buna karşılık füze kalkanının Türkiye’ye konulacak radarlarından alınacak bilgilerin İsrail’e verilmemesini isteyen tipler de bizim tarafta...

Her iki örnek, saldırıya hedef toplumları ilgilendiriyor ve savunma amaçlı.

İsrail Heron’ları hemen göndererek teröre destek veriyor töhmetinden kurtulmalı, Türkiye de uluslararası bir savunma tedbirinin İran füzelerine karşı İsrail’i uyarma ve koruma imkânı vermesi durumunda bu yardımı esirgememelidir.

Neden? Çünkü bu iki tutum da masum sivil halkın zarar görmesine sebep olacak sonuçlar doğuracaktır.

Gerginlik siyaseti...

Bölgede barış ve istikrarın devamını sağlamak öncelikle büyük ülke olarak Türkiye’nin sorumluluğudur.

İsrail’deki “keskin sirke koalisyonu” içinde bulunan radikal unsurlar, krizin Türkiye ile çatışma eşiğine kadar gitmesini istiyor olabilirler.

Çünkü çatışma ve gerginlik İsrail’in genişleme çabalarına hizmet etmiştir şimdiye kadar.

Dışişleri Bakanlığı koltuğunda Lieberman’ın oturuyor olması, dikkate alınması gereken bir durumdur.

Bir gazeteye demecinde Dışişleri Bakanı Lieberman, Türkiye’yi cezalandırmaktan bahsediyor ve İsrail’in ABD’deki Ermeni lobisi ile işbirliği yaparak PKK’ya askeri destek önermesini hayal edebiliyor.

Tırmanışın İsrail Başbakanı Netanyahu’yu dahi kaygılandırdığı bellidir.

Netanyahu’nun, krizi tırmandıracak tahriklere karşı bakanlarını uyardığı ve ilişkilerin düzeltilmesi çarelerini arayacak bir çalışma grubu kurulması için talimat verdiği belirtiliyor.

AKP iktidarı da frenden ayağını kaldırmamalı.

Sünni Müslüman dünyasının boş bulunan liderliğine talip olmak için İsrail’le çekişme halinde olmak avantajlı olabilir.

Ama şunu unutmamak lâzım...

Küçük devlet korkuları

İsrail, tepkileri ölçülü olmayan, öngörülebilir niteliği bulunmayan bir kontrolsüz güçtür.

Gelişmiş silâhlara sahip, nefretle kuşatılmış, en küçük bir açık verdiğinde yok edileceği korkusu yaşayan, zaaf gösterirse sonu olacağını düşünen küçük bir devlettir.

Mavi Marmara’yı uluslararası sularda bu yüzden basmış, 9 silâhsız yardım gönüllüsünü bu ruh hali içinde katletmiştir.

Vicdanının emrettiği özür borcunu ödemeye yine bu duygularla direnmektedir.

Krizi, askerlerin dâhil olacakları bir ateş topu haline dönüştürmek, asla göze alınmaması gereken bir hata olur. Facia doğurur.

Bu meselede beşeri vicdan haklı tarafın Türkiye olduğunu görüyor, biliyor. İsrail halkı da biliyor ve ona da zaman tanımak gerekir.

Ankara’da krizi yöneten siyasetçilerin, askeri birikimden ne kadar yararlandığı merak konusudur.

The Economist son sayısında, iki ülke ilişkilerinin zayıflamasına Türkiye’de ordunun dış politika üstündeki nüfuzunun azalmasının da etkili olduğunu yazdı.

Sivilleşme elbette iyidir ama bu iktidarın şu sırada TSK’nın dış güvenliğe dönük birikimlerinden yararlanmasını önlememelidir.

DİĞER YENİ YAZILAR