Bütün mesele bu!

Son ana kadar savaş olmasın diye çalışmak, ama olursa savaşın dışında kalmamak.. Türkiye'nin başka tercihi yok..

Haberin Devamı

Son ana kadar savaş olmasın diye çalışmak, ama olursa savaşın dışında kalmamak..

Türkiye'nin başka tercihi yok..

Başkan Bush Washington'da Tayyip Erdoğan'a, bizden bekledikleri kararın sonuçlarını açıkça baştan gösterdi:

"Savaş sonrasını düzenleyecek masada ya olacaksınız veya olmayacaksınız.."

Ayrıntıları değil işte bu sonu tartışması gerekiyor Ankara'nın:

Olmak ya da olmamak..

Çünkü bütün mesele burada yatıyor.

Türkiye'nin kararını 26 Aralık Perşembe günü bitene kadar vermesi gerekiyor.

İstenen destek yalnız üs ve limanların tahsisiyle sınırlı kalmayıp Kuzey Irak'tan girecek Amerikan ve İngiliz birliklerinin ülkemizde yığınak yapmaları iznini, ayrıca Türk Ordusu'nun bu harekâta kuvvet tahsis etmesi talebini de içeriyor.

Savaş Süzal'ın Washington'dan bildirdiğine göre Irak senaryosu, Kuzey'den girecek birliklerle Güney'den ve Bati'dan gelecek kuvvetlerin Bağdat'ı "sandviç" gibi kıstırması üstüne kurulu..

Türkiye'nin bilinen kaygılarla bu işbirliğine katılmaması savaşı önler mi? Hayır.. Sadece maliyetini arttırır. Ve Türkiye-ABD arasındaki stratejik işbirliği ağır yara alır.

Arkadaşımız Savaş Süzal "Böyle bir durumda Amerika, Ankara'ya bundan sonra başının çaresine bakmasını söyleyecek. Bunun anlamı, para ve siyasi destek yok.." diye yazıyor..

Türkiye'nin çıkarları Kuzey Irak'ta bizim için düşünülen rolün Barzani ve Talabani güçleri tarafından üstlenilmesine izin veremez.

Savaştan sonra Kuzey Irak'ta bağımsız bir Kürt devletinin kurulmaması ancak Türkiye'nin "masaya oturma hakkı"nı kendisine kazandıracak rolü kabul etmesi ile garanti altına alınabilir. Aksi halde sonradan çıkacak sorunlar, savaştan uzak kaldığımıza bizi pişman edebilir.

Büyük düşünmenin feda edilemeyecek iki sonucu da şunlardır:

1. Savaş sonrası Irak'ın toprak bütünlüğünü koruması yalnız Türkiye'nin değil, Irak'ın da çıkarınadır. Türkiye'nin söz sahibi olması, Saddam'dan sonra Irak'ın "iyi ki varlar" diyeceği bir kazanım olacaktır.

2. Türkiye'nin katılımı ile oluşacak gücün korkutuculuğu Saddam'ı kayıtsız şartsız teslime mecbur edebilir mi?. Zayıf da olsa bir ihtimaldir. Bu imkânın kullanılamamasından Türkiye sorumlu tutulmamalıdır.

En geç 48 saat içinde vereceğimiz kararı "masaya mutlaka oturma" mecburiyetimiz belirleyecektir.


Haydi görelim
Başbakan Yardımcısı M. Ali Şahin vatandaşların kamu kurumlarında haraca kesilmelerini bir aya kadar sona erdireceklerini söylemiş..

Devletin itibar kazanmasına büyük bir hizmet olur. Halktan büyük hayır dua alırlar.

Hemen bütün kamu kurumlarında oluşmuş vakıflar var. Vatandaş bu vakıflara "zorla bağış" yapmadıkça işini görüp kapıdan çıkamıyor.

Vergi ve harç ancak yasayla alınabilir. Eline mührü geçiren memurlar, ortak çıkarları için kullanamazlar yetkilerini. Aksi halde bu, rüşvetin kurumsallaşması, devletin çürümesi demek olur.

Başbakan Yardımcısı Şahin'in vadeli taahhüdünü ajandamıza kaydettik.

Otuz gün sonra inşallah ihtar vermez, halkın şükranını sunarız kendilerine..

DİĞER YENİ YAZILAR