Ulusların demokrasi algılaması iktidar değişikliklerinden çok etkilenmiyor. Bu en azından Türkiye için böyle..
AKP iktidarı, değişim ve demokratikleşme iddiasında, estiği zaman mangalda kül bırakmıyor. Ama Türk halkı, Kıbrıs konusunda Başbakan Erdoğan'ın ABD Başkanı Bush'tan bir mektup aldığını kendisinden değil, bir uluslararası haber ajansı olan Reuters'ten öğrendi.
Oysa aynı konuda Bush'tan aldığı mektubun içeriğini Yunanistan Başbakanı Simitis hemen açıklamıştı.
Bu fark, iki ülke yöneticilerinin halklarına bakışını ve demokrasiyi algılama biçimleri arasındaki uçurumu ortaya koyuyor.
Ülkeyi yönetenler tarafından adam yerine konulacağımız günleri herhalde AB'ye tam üye olduğumuz zaman göreceğiz!
Evet demek zor..
Reuters'a göre Başkan Bush Başbakan Erdoğan'a mektubunda şunu diyor:
"Kıbrıs'ın 1 Mayıs'ta AB'ye katılması öncesinde anlaşmaya varmak için bir fırsatımız var. Taraflar hemen müzakere masasına dönmeli.."
Başkan Bush arabuluculuk misyonunu, Annan Planı'nı referanduma sunacakları konusunda tarafların peşinen taahhütte bulunmaları halinde üstleneceğini yazdı.
BM Genel Sekreteri'nin de ısrarı bu yönde:
Yani taraflar referandum taahhüdünü verdikten sonra müzakere masasına oturacaklar, önerilerini tartışacaklar. Çözemedikleri ihtilâflara "son hakem" olarak BM Genel Sekreteri Annan formül bulacak ve o şekilde plan nihai şeklini almış kabul edilerek Kıbrıs'ın iki tarafında halk oyuna sunulacak..
Bu taahhüdü henüz hiçbir taraf vermedi.
Parlamentoların onayından geçmemiş böylesine hayati bir metni referanduma sunmanın ne kadar demokratik olacağı tartışmalıdır.
O yüzden Rumların da bu konuda bir "peşin kabul" göstermesi beklenmiyor.
Güven meselesi
Kıbrıs'ta adil bir pazarlık zemini yok.
AB üyeliği Güney Kıbrıs için çantada keklik. Halbuki Türkiye, AB'den müzakere tarihi alabilmek için "uzlaşmaz taraf" görüntüsünden kurtulmak zorunda.
Stratejik menfaatlere zarar vermeden taktik üstünlüğü ele geçirmek gerekiyor.
Ankara'nın kâbusu belli: Kıbrıs'ta taviz verdikten sonra ya AB'den tarih alamazsak?
Müzakere masasındaki tavrımızı bu korku belirleyecektir. Türkiye'nin Kıbrıs'la ilgili güvenlik garantilerinden vazgeçmesini, Türkiye'nin AB üyeliği takvimine endeksleyen bir plan önerilecektir.
Başbakan Erdoğan dün Washington'a yapacağı ziyaretin önemine dikkat çektikten sonra "Çözüm için dostlarımızın katılımını bekliyoruz" dedi.
Başkan Bush'un katkısı ve katılımı elbette çok önemlidir. Ama sorun şu:
Başbakan Erdoğan bu katkıyı sağlamak için ABD Başkanı'na ne garanti verecek?
Başkan Bush da 1 Mart'ta yediği tezkere kazığından sonra bu garantiye ne kadar güvenecek?
Bush mektubu
Ulusların demokrasi algılaması iktidar değişikliklerinden çok etkilenmiyor. Bu en azından Türkiye için böyle..
Haberin Devamı

