Burada bitmez!

Haberin Devamı

Toplumsal düzeni korumanın ilk şartı nedir; iki yüz elli yıl önce Montesquieu cevabını vermiş.

O sihirli sigorta adalettir.

Daha doğrusu herkesin, önünde sonunda sığınacağı adil bir mahkeme bulunduğuna beslediği inançtır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi iyi ki var.

Çünkü Strasbourg’taki bu mahkeme yalnız haksızlığa uğrayan bireyleri korumakla kalmıyor, onların vicdanlarında yarattığı güven duygusu ile toplumsal düzenimizin, iç güvenliğimizin de teminatı oluyor.

AİHM kapısı olmasaydı kim bilir hangi haksızlıkları içimize sindirmenin ya da isyan ettiğimiz için devlet gücü tarafından ezilmenin bahtsızlığına uğrayacaktık?

Bunu tahmin edebilmek için önceki gün Sivas katliamı davası son sanıklarının zaman aşımından kurtulmasına tepki gösteren bir avuç vatandaşa güvenlik güçlerinin reva gördükleri şiddeti hatırlamak yeterlidir.

Polisimiz şiddeti adeta asayiş siyasetinin aleti olarak kullanıyor.

On beş yıl önce yaşanan katliamın sanıklarından 79’u ağır cezalara mahkzm olmuş, fakat firar eden, daha doğrusu kaçmalarına resmi makamların göz yumduğu son beş kişi, zaman aşımı dolduğu gerekçesiyle kurtulmuşlardır.

Cezasız asla kalmamalı...

“İnsanlığa karşı suç” kavramına Madımak faciasından daha fazla uyan bir örnek bulunamaz.

Türkiye zaman aşımını her geçen gün şiddeti artan bir öfkeyle aylardan beri tartışıyor. Mahkemenin verdiği karar iktidar temsilcilerinde bile tepki yaratmıştır.

Bunu onlar medyayı kullanarak ifade edebiliyorlar. Sade vatandaş nasıl ifade edecek?

Tabii ki protesto gösterisi yaparak.

Siyasetçiler böyle durumlarda, halkı polisin copundan, gazından korumak için gösteri yapan grupların arasına katılmak zahmetini göze almazlar mı?

Son Madımak katillerini kurtaran mahkeme kararına siyasi cenahtan en kuvvetli tepki, elbette yine AKP’den geldi.

Başbakan Yardımcısı Arınç, Genel Başkan Yardımcısı Çelik, Kültür Bakanı Günay, Avupa Bakanı Bağış kamu vicdanının hassasiyetine hak veren açıklamalar yaptılar.

Zaman aşımı süresinin son on senesi AKP’nin iktidar yıllarıdır. Bu yılları boş geçirenlerin tepkisi makbul olur mu?

Elbette olmaz. İktidar bir yaratıcılık göstermeli ve vicdanları kanatan bu mahkeme kararı, AİHM’ye gitmeden önce Türkiye’de bozulmalı.

Dini taassubun canavarlaştırdığı insanlar için hiçbir kurtuluş yolu bulunmadığı gösterilmeli!

*****


Para susturucu mu?

Esenyurt’taki alışveriş merkezi inşaatında verdiğimiz 11 kayıp yüz karasıdır.

Bu işçiler, kaldıkları naylon çadırlarda yanarak öldüler.

Dün SGK’dan açıklama yapıldı: Ölenlerin ailelerine maaş bağlanmış. Nedir bu?

Kan parası mı, sus payı mı?

İş Müfettişleri Derneği’nin yaptığı açıklama, kurbanlarını onar onar alan iş kazalarının hiç durmayacağını düşündürüyor.

Türkiye’nin sürekli şantiye alanı durumundaki Trakya Bölgesi’nde inşaatları denetleyen sadece 6 müfettiş bulunuyormuş.

Bu rakam, bölgedeki inşaatların iş güvenliği bakımından hiç denetlenmediğinin kanıtıdır.

İhmalin getirdiği faciaya “takdir-i ilâhi” dersin, kurbanın yakınına maaş bağlarsın iş biter.

İhmal suçu kurbanla beraber mezara girer.

“Kurcalamayalım; yoksa maaş gider” korkusu, geride kalanları terbiye eder.

Ölen işçilere bağlanan aylıklarla İstanbul’un müfettiş mevcudu 6’dan 12’ye çıksaydı, acaba Esenyurt’taki kurban sayısı fark eder miydi?

DİĞER YENİ YAZILAR