Uzunca bir süredir, siyasetin kanlı bir entrika haline gelmiş olduğunu düşündüren olaylar yaşıyorduk.
Her yeni olay, elimizdeki kördüğümü daha bir karmaşık hale getiriyordu. Ama galiba İstanbul Ümraniye’deki bir evde ele geçirilen cephanelik sayesinde aradığımız ipucunu yakaladık.
Cesur ve ciddi bir soruşturma, vatanseverlik tekeli kurarak Türkiye’yi istikrarsızlıklar ülkesi haline getirmeye aday haydutluklardan kurtulmamızı sağlayabilir.
Anlaşılıyor ki Başbakan her zamanki tezcanlılığı ile herkesten hızlı gitti ve suçluyu bulup hükmünü verdi.
El bombaları Kuvayı Milliye Derneği’nin kurucuları arasında yer alan bir emekli astsubaya aitti ve o astsubaydan yola çıkarak izi sürülen ilişkiler Cumhuriyet Gazetesi’nin bombalanmasından Danıştay suikastına, darbeci çeteleşmelerden Susurluk’un karanlık dehlizlerine ve kaşarlanmış aktörlerine kadar gidiyordu.
Başka kanıt aramıyor
Şu anda iki emekli astsubay ile bir emekli yüzbaşı tutuklu, bir emekli binbaşı da gözaltına alınmış bulunuyor.
Başbakan Erdoğan Posta’ya yaptığı açıklamada şöyle diyor:
“Bunlar gücünü nereden alıyordu? Derin devletten alıyordu. Çetelerin oralarda kontağı var. Bakın Ümraniye hadisesinin bağlantıları nerelere gidiyor! Altından kimler çıkıyor! Bunlar çok enteresan. Yakalanan bombalar kimlerin bombaları? Başka bir şey aramaya gerek yok!”
Ne demek istediği açıkça belli olmuyor Başbakan’ın.. Suçladığı emekli askerlerin şahsında bir kurumu işaret ettiği izlenimi çıkıyor sanki. Bu doğruysa yine yanlış yolda gitmektedir.
Türkiye bir hukuk devleti ise yargı organının el koyduğu bir olay hakkında bu kadar açık hüküm tesis etmek, her şey bir yana suçtur. Ayrıca medyadan aldığı haberlerle halkın rahatça adını koyabileceği bir olay hakkında Başbakan’ın değerlendirme yapması, aradığımız adalete zarar vermektedir.
Kargaşaya davetiye
Başbakan “Altından kimler çıkıyor?” diye soruyor. Emekli askerler çıkıyor...
“Yakalanan bombalar kimlerin bombaları?” diye soruyor üstüne. Ordunun bombaları... Şimdi ne olacak?
Başbakan bu işlerin “derin devlet”in işi olduğunu söylüyor.
Bir yandan yargıyı etkilerken öbür yandan da “Bu millete gerçekten sevdalı olanlar” diye tarif ettiği “Derin Türkiye”yi derin devletle mücadeleye çağırıyor.
Hukuk devletinde işlenen suçlar, sahiplerini bağlar, hesabı yargı tarafından sorulur. Hele emekliye ayrılmış bir mensubu yüzünden hiçbir kurum töhmet altına sokulamaz.
Kamuda görev yapan her bireyin yedeği vardır ama kurumunun yoktur.
Başbakan’ın bu alandaki hassasiyet zaafı onu sık sık devletin kurumlarıyla karşı karşıya getiriyor. Bundan vazgeçmeli artık.
Siyaset yönlendiren çetelere “derin devlet” etiketi koymak onlara rütbe vermektir. İktidar kendisini mahkeme yerine koyacak yerde bu kördüğümü çözecek kurumlar arasındaki işbirliğini güçlendirmeye baksın.
Derin devlete karşı “Derin Türkiye”yi yardıma çağırarak karşıt çetelere davetiye çıkarmasın!
Bunu hep yapıyor!
Haberin Devamı

