Başbakan, başarılarını görmezden geliyor diye muhalefeti Düzce'de topa tutmuş:
"Bunların çağdaşlık mağdaşlıkla yakından uzaktan alâkası yok. Hükümet olduğumuz üç yılda yaptıklarımız ortada. Bunları görün be!."
İlginç, demek ki Başbakan takdir görme konusunda tatminsizlik çekmeye başladı.
Bizce Başbakan Erdoğan soruna yanlış teşhis koyuyor. Hükümetin üç yılda yaptıkları, taban tabana zıt icraat kümeleri oluşturuyor.
Üç yıllık bilançoda büyük artılar var ama büyük eksiler de var.
AKP iktidarı Avrupa Birliği politikası ile demokrasi ve insan haklan alanında, iş başına geldiğinde çiçekleri açmış Kemal Derviş programına sadık kalarak ekonomik alanda önemli işler başardı.
Bunlar doğru ama din sömürüsüne dayalı siyasetin günahları her şeyi berbat etti. Laik rejime dostça olmayan yaklaşımların şüphe ve tedirginliği, başarılı icraatın getirdiği ümit ve heyecanı örttü.
Başbakan bu gerçeğin özellikle sade vatandaş tarafından her gün biraz daha iyi algılandığının farkındadır. Muhalefetin hasisliğinden değil, sanıyoruz halkın itiraf edemediği bu uyanışından rahatsızdır asıl.
Ulaştırma Bakanı'nın erkeklerle yemek yediği lokantada eşini tek başına ayrı bir masaya oturttuğunu gösteren fotoğraf, toplum hafızasında depolanmış laiklik karşıtı girişimleri kafalarda hükme dönüştürdü.
Bu iktidar geldiği günden beri türban ve imam hatip kavgası veriyor. Yönettiği devleti bu yüzden yabancı ülkelere şikâyet ediyor, dava ediyor. Kaçak Kur'an kurslarının ceza indirimi yoluyla önünü açıyor, Milli Eğitim denetiminden çıkararak koruyor.
Ulaştırma Bakanı ile eşinin ayrılmış masaları, tüm bu AKP icraatının nasıl bir yaşam modelini inşa etmeye dönük olduğuna milleti uyandırmıştır.
Başbakan "Milli Görüş gömleğini çıkardık" sözüyle halktan büyük kredi almıştı, iyi kullanamadı.
Gelen son okur mektuplarında "Bu ülkeden bir Mustafa Kemal geçtiğine neredeyse inanmayacağım" türünden isyan ifadeleri görüyorum.
Başbakan muhalefete "Bunları görün be.." diyor ya; O da bunları görsün!
Akordumuz bozuk..
Türkiye deprem ülkesi. En büyük kenti, yıkıcı bir deprem tehdidi altında geri sayıyor.
Bilimsel raporlar ürkütücü, can kaybını azaltmaya yönelik tedbirlerin faturası astronomik. Devletin 5 milyar dolarlık fon ayırıp bunu akıl ve namusla kullanması durumunda on binlerce hayati ve 25 milyar dolarlık zararı önleyeceği hesaplanıyor.
Ama bizim kültürümüz tedbir almaya değil duvara tosladıktan sonra yara sarmaya endekslidir.
Bütün kusurumuz bu olsa yine iyi..
Devlet aygıtı bütün hızı ile depremin zararlarını büyütecek suçlar ve günahlar üretmek için çalışıyor.
Önceki gün iktidar oyları ile bütçe kanununa bir ek yapıldı ve kaçak yapılara elektrik ve su bağlanmasına karar verildi.
İktidar oy avcılığı uğruna vatandaşına mezar kazar mı? Bizde kazıyor, bu karar ucuz ve çürük yapılara davetiyedir!
Deprem tehdidinin devlet politikalarına yön vermesi gerekir. Yargı da oluşturulacak stratejinin önemli bir ayağı olmak zorundadır. Etkili ibret adalet yoluyla yaratılır.
Ama çelişkiye bakın ki Düzce depreminde çöken ve 15 kişinin hayatına mal olan apartmanın müteahhidi ve teknik sorumluları 50'şer lira para cezası ile kurtuldular.
Can pazarında rekor damping!
Türkiye'nin deprem tedbiri şu anda yalnız "Allah korusun" duasıdır.
Acı ama gerçek bu!
Bunları görün be!
Başbakan, başarılarını görmezden geliyor diye muhalefeti Düzce'de topa tutmuş: "Bunların çağdaşlık mağdaşlıkla yakından uzaktan alâkası yok. Hükümet olduğumuz üç yılda yaptıklarımız ortada. Bunları görün be!." İlginç, demek ki Başbakan takdir görme konusunda tatminsizlik çekmeye başladı
Haberin Devamı

