Bunda da hayır var!

Haberin Devamı

Batı’da havanın bozduğunu sadece körler ve sağırlar fark etmiyordu.

İşte şimşekler çakmaya başladı. Gök gürültüleri Türkiye’nin hızlı bir imaj kaybına uğradığını haber veriyor.

AKP liderinin “Yeni Osmanlı” merakı zarar doğurmaya başlamıştır.

Tayyip Erdoğan, kendisini İslâm dünyasının liderliğine götüreceğini umduğu yolda hız kazanmak için iki kumarı aynı anda oynadı:

Hem Amerika’nın asla vazgeçmeyeceği İsrail’i adım adım “düşman” konumuna getirdi hem Amerika’nın şu andaki bir numaralı hedefi durumundaki İran’ın koruyucusu rolüne girdi.

Rüzgâr döndü...

Batı dünyasının önemli medya kuruluşları dün bir “genel taarruz” havasında aynı hedefi, yani Türkiye’yi döven yorumlar yaptılar.

Şimdiye kadar Tayyip Erdoğan’a destek vermekten hiç vazgeçmeyen gazetelerden New York Times Washington’da “Türkiye’yi nasıl hizaya getiririz” arayışının başladığını; Financial Times özellikle İran nedeniyle ABD-Türkiye ilişkilerinin kırılma noktasına gelip dayandığını; Guardian ise Erdoğan’ın bir yandan İslâm dünyasına liderlik ederken öte yandan medeniyetler çatışmasını teşvik ettiğini ve ülkeyi de Amerika’nın düşmanı olmaya doğru sürüklediğini yazdılar.

Dostluklarını ve desteklerini iyi düşünmeden verenlerin hayal kırıklıklığına uğradıklarında tepkileri de ölçüsüz, hatta insafsız olabiliyor.


Amatör diplomat

Gazze’ye giden yardım gemisine İsrail tarafından yapılan kanlı baskına Ankara’nın gösterdiği tepki haksız değildir.

Aynı şekilde İran’ın hedef olacağı askeri ve ekonomik yaptırımlardan zarar görecek komşu olarak Türkiye’nin önleyici gayret içinde olması da doğaldır.

Ayrıca Brezilya’nın işbirliği ile sağlanan İran anlaşması ilhamını Amerikan teşvikinden almıştır.

Türkiye’nin görüntüsünü krizlerin kendisinden ziyade asıl, krizleri yönetme biçimi bozdu. Diplomatları monşer diye aşağılayan Başbakan’ın aşırı ifadelerle İran’a kefil olurken Araplardan çok Gazzeli olması, güvensizlik ve belirsizlik uyandırmıştır.

Dünkü New York Times onu “Sokak kavgacısı fiyakasıyla krizlerde sesini çok çıkaran bir kişilik” diye tarif ediyordu.

Amerika’nın Rusya ve Çin’i bile yanına almışken NATO üyesi Türkiye’yi İran’ı koruyan bir rolde görmesi elbette güvensizliği daha da derinleştirecektir.

Ama İran sorunu dün Güvenlik Konseyi’nde bitmedi.

Yaptırımların dozu artsa da diplomasi yeni yollar aramaya devam edecek ve o yollar yine Ankara’dan geçecektir.

Bu olumsuz görüntülerden yine de önemli bir hayır çıkacağına inanıyoruz biz...

AKP, kadrolaşma yoluyla gerçekleştirdiği ılımlı İslâm yapılanmasına dış politikada yüzünü Doğu’ya dönerek içerik ve derinlik kazandırıyor.

Laik Cumhuriyetle kavgalı yüzünü Batı’nın düne kadar görmezlikten gelmesi AKP’ye içeride rahatlık ve avantaj sağlıyordu.

Gerçekçi olmayan bu desteği kaybetmesi belki Türkiye’ye zarardır ama rejim için şanstır.

Dış desteğin azalması halkta uyanışı hızlandırır!

DİĞER YENİ YAZILAR