Buna mı lâyığız?

Haberin Devamı

Özel hayatın dokunulmazlığı Türkiye’de kökleşmiş hak değil hâlâ buz üstüne yazılı hayaldir.

Ahlâk yoksunu iktidar kavgası en çok hukukun üstünlüğü ilkesine zarar vermiştir.

Adalete inanç sıfır olmuştur.

Vatandaşını her an, her yerde izlenmekte dinlenmekte olduğu şüphesi ile yaşatan bir devlet, bu çağda yüz karasıdır.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç dün şunu diyordu: “Bir toplumun, hukukun üstünlüğüne dayalı varlığını sürdürebilmesi herkesçe kabul edilen evrensel verilere sahip çıkmasıyla olur!”

Demek oluyor ki, telekulak ve tüm bu gizli dinleme yöntemleri karşısındaki kuzu tavrımız, hukukun üstünlüğüne dayalı bir toplum varlığını sürdürmeyi hak etmediğimizi kanıtlamaktadır.

Üç gün önce CHP Milletvekili Ahmet Ersin, son teknoloji ürünü 11 mobil dinleme aracının, ne zaman kimi infaz edecekleri belli olmadan serseri mayın gibi dolaştıklarını iddia eden bir açıklama yaptı.

Emniyet ve Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı, bu araçlarla ilgileri olmadığını söylemişler. Gümrükçüler “Araçları ithal edenleri açıklayamayız, gizlidir” demişler.

Meclis Telekulak Altkomisyon üyesi Ersin’in sözleri vahim suçlamalar içeriyor:

“Ortam dinlemesi yapan bu araçları Başbakanlık emrindeki ekibin kullandığı bilgisini aldım. Yani bu şahıslar Başbakanlık özel örgütünün mensuplarıdır.”

İnsan haklarına saldırı söz konusudur.

Demek ki Başbakanlık nezdinde bir özel istihbarat örgütü kurulmuş ve hayatımıza musallat edilmiştir.

Yani kişilerin kutsal gizliliğini korumakla yükümlü organ emanete ihanet içindedir.

Manşetlere çıkan suçlama üç gündür yalanlanmadığına göre karar vakti gelmiş demektir: Ya onurumuzu çiğnetmeyeceğimizi dikta heveslilerine duyurmanın bir yolunu bulacağız veya...

Hayır hayır, başka bir çare yok; mutlaka bir yolunu bulacağız!

Bulmak zorundayız!

Fenerin ışığında...

RTÜK Başkanı Akman’ı iktidar niçin görevinden alamıyor?

Herkes merak ediyor...

Çünkü Deniz Feneri’nin Almanya’da yakalanan suçlularını mahkûm eden Frankfurt mahkemesi belli ki “Türkiye’deki asıl failler”in peşini bırakmak niyetinde değildir.

Nitekim RTÜK Başkanı Akman ile Kanal 7’nin Yönetim Kurulu Başkanı Karaman’ın da aralarında bulunduğu 15 kişinin banka hesap bilgileri, adresleri ve ifadeleri talep edilmiştir.

Dosyayı kaç kere kaybedebilirsiniz?

Sonunda isteneni vereceksiniz.

Aslında Başbakan’ın bir işareti ile Zahit Akman koltuğu boşaltır. Öyle bir gelişme Akman’ın göz önünden kaybolmasını sağlayacağı için Deniz Feneri davasının Türkiye’de açılması yönündeki baskıları da hafifletir ama; aması var...

Akman’ın harcanmış olduğu duygusuyla kapılacağı bir öfke nöbetinin maliyeti herhalde korkutucu oluyor.

Milyonlarca avro para bavullarla Türkiye’ye geldi ve burada buharlaştı.

Bu giz Akman’ı koruyor olmalıdır.

O da Ankara Şehirlerarası Oto Terminali mescidinin imamını RTÜK’e sayman tayin etmek gibi kadrolaşma atraksiyonları ile durumunu tabanda güçlendiriyor.

Anlayacağınız Deniz Feneri ışığında bir satranç oyunudur gidiyor.

Hayırlara vesile olur inşallah!

DİĞER YENİ YAZILAR