Bugün bitmez

CHP'nin "kırk katır mı, kırk satır mı kurultayı" bugün toplanıyor. Üstünde uzun boylu düşünmeye değer mi diye sorabilirsiniz. Haklı da olabilirsiniz

Haberin Devamı

CHP'nin "kırk katır mı, kırk satır mı kurultayı" bugün toplanıyor. Üstünde uzun boylu düşünmeye değer mi diye sorabilirsiniz. Haklı da olabilirsiniz.

Ama iki kanatlı parlamentonun muhalefetini temsil eden bir partidir CHP. İktidar alternatifi görüntüsü ve umudu vermese de güncel konumu ile ve tarihi kimliği ile böyle bir günde anılmayı hak ediyor.

Bu kurultay, seçilmiş parti organları eliyle Mustafa Sarıgül'ü tasfiye edemeyen Genel Başkan Baykal'ın göreve çağırdığı bir mahkeme olacak. Zülfü Livaneli'nin liderlik yarışına katılmaktan vazgeçtiğini dün açıklaması ile fotoğraf netleşmiştir.

Baykal'ın siyasi ömrünü tamamladığını, ona bağlı bir geleceğin partiye asla iktidar getirmeyeceğini herkes görüyor. Şişli Belediye Başkanı Sarıgül'ü de bu yaygın kabul cesaretlendirmiştir.

Fakat cesareti takdir edilmekle birlikte Sarıgül'ün köklü bir değişim ihtiyacına cevap verecek birikime sahip bulunmadığını düşünen geniş bir kesim vardır.

Baykal değişmeli ama yerine Sarıgül mü gelmeli?

Livaneli işte bu nedenle reformcu bir "barış projesi" eşliğinde liderlik yarışına katılmaya niyetlenmiş, fakat kurultay iradesinin köklü bir değişime henüz tam hazır olmadığını görerek yarıştan çekilmiştir.

Bugünkü kurultayda Sarıgül, CHP'nin önünü tıkayan duvarı yıkma vaadini temsil edecektir.

Değişim özlemi, onun liderlik birikimine sahip bulunmadığı yargısından ve hakkındaki yolsuzluk iddialarının caydırıcı etkisinden daha büyük bir dalga yaratabilir mi; göreceğiz.

Bizim tahminimiz, bugün kurultayda heyecan verici bir ateş yanmayacaktır.

CHP çağdaş bir sosyal demokrat parti kimliğini kazanabilmek için böyle kavgalı gürültülü birkaç kurultay daha geçirecektir.

Amerikan adaleti!
Fox TV'de yayınlanan "24" dizisinde bir Türk aile, beş yıl Amerika'da dikkat çekmeden yaşadıktan sonra terörist eylemlerde bulunurken gösterilmişti.

Bu kötülemenin öfkesi soğumadan NBC televizyonu "Batı Kanadı" adlı dizide Türkiye'yi zina yapan kadınları kafasını keserek cezalandıran bir ülke gibi tanıttı.

Oysa Türkiye idam cezasının uygulanmadığı bir ülke. Türkiye'yi kötülemek için iftirayı bile göze alabilen bir düşmanlık dalgasının hedefi mi oluyoruz?

Amerikalı bir gözlemcinin Anadolu Ajansı'na yaptığı değerlendirme, haklının değil güçlünün kazandığı "Vahşi Batı" koşullarında harcandığımızı düşündürüyor.

İslâmla şiddet ve ilkelliği bağdaştırma eğilimindeki Amerikalı filmciler Arapların tepkisinden çekindikleri için bu kötü rollere son zamanlarda Türkleri koyuyorlarmış.

Çünkü Arapların güçlü bir lobi etkinliği mevcut.. O zaman vur abalıya!

Washington Büyükelçimiz Loloğlu NBC yönetimini uyaran bir mektup göndermiştir ama haksızlığa karşı asıl sesini yükseltmek zorunda olan sivil toplumdur.

"Gece Yarısı Ekspresi" filminin yarattığı kötü imajı yıllarca silemeyen tecrübenin mağdurları olarak haksızlığa eli kalem tutan herkesin karşı çıkması ödevdir.

Dünya kurtlar sofrası.. Sesi çıkmayanlar kötüleniyor, eziliyor..

DİĞER YENİ YAZILAR