Abdullah Gül cumhurbaşkanı olma iddiasını kaybettiğini anladığı gün gazetecilere şunu demişti:
“Önemli olan milletin gönlünde yer almaktır. Öyle olduğunu da görüyorum.”
Çok emin olmasın.
Geçen gün Newsweek’e verdiği demeci övgü sözleriyle bu sütuna aktardım. Çünkü Gül o demecinde “Türkiye’ye şeriat getirilemez. Biz Türkiye’nin kanunlarını AB standartlarıyla birleştiriyoruz. Bu mu şeriat?” diye çıkışıyordu.
O kadarla kalmıyor, önemli saydığım şu görüşleri de tarihin kaydına geçiriyordu:
“Biz İslâmcı bir parti değiliz. Din kişisel bir konudur, siyasetin konusu değil. Türk anayasası laik bir devleti esas alır. Biz de buna katılıyoruz. İslâmcı siyasi partilerden hoşlanmıyorum...”
Yerinde bir soru
Okurlardan gelen tepki mesajlarını gök gürültülü sağanak yağışa benzetebilirim.
Ülkenin geleceğine dönük güven olgusunu güçlendirdiğini düşündüğüm bu sözler belli ki okurlarımdan çok
büyük bir kısmını benim kadar heyecanlandırmamış, umutlandırmamıştı.
Tepki gösterenler Gül’ün takıyye yaptığını düşünüyor, çoğu şu soruya takılıyorlardı:
“Cumhurbaşkanı seçilmenin eşiğine geldiğini düşündüğü gün bir Amerikan dergisine, onun aracılığıyla ABD yöneticilerine ve kamuoyuna söylediği o güzel sözleri ve verdiği güvenceleri dört buçuk yıldır kendi halkından acaba neden esirgedi?”
Gül itiraz etmeli
Gerçek gün gibi ortada: Gül’ün değişmiş olabileceği ihtimalini kabul eden hiçbir açıklama, yılların yarattığı güvensizlik bataklığını kısa zamanda kurutmaya yetmeyecektir.
Görev Gül’e düşüyor. Samimi olması ve sabırla güveni inşa etmesi, AKP’yi bu çabaya katması gerekiyor.
Mesela, partisinin önderlerinden biri olarak hem Newsweek’e o sözleri söyleyip hem Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer’in AKP listesinden milletvekili seçtirilmesine asla razı olmamalı. Çünkü bu utandırıcı bir çelişki olacaktır.
“Türkiye Cumhuriyeti’nin, başlangıçta ortaya koyduğu laiklik, cumhuriyet ve milliyetçilik gibi temel ilkelerin daha Müslüman bir yapıya devretmesi zamanının geldiğini” yazan, siyaset, tarikat, cemaat ilişkilerini bütünleştirerek İslâmi bir devlet ve toplum modeline ulaşmanın yollarını gösteren Ömer Dinçer, AKP iktidarı tarafından tüm tepkilere rağmen bürokrasinin tepesine getirilip orada tutulmuştur.
Asıl sorun Başbakan’da.
Başbakan Erdoğan, milletvekili de seçtireceği müsteşarı kürsüde “laik cumhuriyete bağlı kalacağına namusu ve şerefi üzerine and” içerken, bu samimiyetsizlikten kaynaklanan ahlâk suçunun altında ezilmeyecek midir?
Gül uzlaşma, Ömer Dinçer meydan okumadır.
AKP nedir ve Erdoğan neyin peşindedir?
Bu tepki neden?
“Önemli olan milletin gönlünde yer almaktır. Öyle olduğunu da görüyorum.”
Haberin Devamı

